Cahit Zarifoğlu – Yaşamak

Cahit Zarifoğlu Yaşamak isimli kitabını yazdıktan sonra bunun kadar başka güzel isim bulamazdı sanırım. Bir günlüğe verilebilecek en güzel isim.

Bir kitap düşünün “ne çok acı var” diye başlayan ve “Ruhumuz dar bir şeridin içinden sızılarla geçiyor.” diye devam eden. Bir şair düşünün acının her türlüsünü naif cümlelerle anlatan.Cahit Zarifoğlu’nun 70li yıllarda tuttuğu bir günlük “Yaşamak” isimli kitabı.

Günlük dediysem kronolojik sırayla gün gün tutulmuş yazılar değil bunlar. Hatta hepsi yazı da değil. Kimi zaman mektuplar, kimi zaman şiirler, bazen bir cümle karşılıyor sizi. Bazen yabancı bir ülkede heykelleri izliyoruz, bazen Ankara’da Necip Fazıl ile sohbet ediyoruz, bazen eleştiriyor, bazen seviniyor, bazen düşünüyoruz.

Kitapta babası ile olan mektuplaşmaları, askerlik anıları, aşkları, arkadaşları, kendini etkileyen olaylar ve kişilerden bahsetmiş Zarifoğlu. Ve bunu şiirsel bir üslup ile yapmış ki en etkileyici yanı da buydu bence. Sarıkamış yıllarından bir köylü ile olan anısını öyle güzel şiirsel bir dille anlatıyor ki hayran olmamak, gerçekten iyi bir şair diye düşünmemek mümkün değil.

Şairliğinin yanında fikir adamı olduğunu ispat ediyor.


Cahit Zarifoğlu “Yaşamak” Kitabında En Sevdiğim Bölümler


“Yine de biri çıkıp nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebep de yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki kalbimi tanıyanlar yok. Ağırlıksız duran bedenimi küçümseyeceklerdi. Sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerideki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, “kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç” diyeceklerdi. Ama iyi ki yoklar.”

“İnsan, gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz. Herkes gereğinden fazla büyüyor da onun için mi?”

“Ömür sevmeyi öğrenmeye yetmiyorken, nefret etmeyi hangi ara öğreniyorsunuz.”

“Bir tabut düşün,içinde ben, içimde sen…”

“İçimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama.”

“Ne var ki imla düşüklüğünden zevk alıyorum. İfade düşüklüklerini bile bile olduğu gibi bıraktığımda oluyor. Nasıl olsa mükemmel değiller, olmaları da gerekmiyor.”

“İnsana imtihan olarak özlemek yeter.”

“Ona o kadar bakmışım ki; ötekilere bakamamışım.”

Ezgi Akgül

Bir başka tavsiye edebileceğim kitap “Yeraltından Notlar” için ŞURAYA bakabilirsiniz.



%d blogcu bunu beğendi: