Çocuk Ve Telefon Bağımlılığı

Bir akrabamız hasta olmuş. Ziyaretine gidelim dedik. Bizimle birlikte evde komşuları olduğunu sonradan öğrendiğim bir kadın ve tahminen biri beş diğeri iki yaş civarlarında iki çocuğu da vardı. Ha pardon bir kadın iki çocuk bir de kesinlikle bir krallık ilan ettiğini ve lütfederek içimize karışan, değerinin de paha biçilemez olduğunu düşündüğüm bir de telefon.

Muhabbet uzayınca acıktık haliyle kalktık yemek hazırladık sofraya oturduk hep birlikte.

Hep birlikte derken kadın, çocukları ve biricik telefonları ile…
Komşu kadın, “Hakaağn yavrucum telefonu kardeşine ver!” dedi dili ile dişi arasında çıkan kısık bir ses ile. 

Çocuk tınlamadı… 

Bir iki dakika sabretti biraz daha sesini yükseltti “Hakaağn kuzum telefonu kardeşine ver bak durmuyor!” dedi. 

Hakan’ın dünya yansa umurunda değil ki kardeşi kim köpek? 
Kadın sabırla üç dört dakika daha bekledi. En sonunda dayanamadı:
“Oolm versene şu zıkkımı, yemiyor yemek o zaman” dedi, bi tane de patlattı kafaya telefonu aldı elinden.

Hakan’ın 10 dakikaya yakın avaz avaz nasıl ağladığını, onu susturmak için herkesin cebinden telefon çıkarıp “al al olm sen de bununla oyna” diye Hakan’a neredeyse telefon bayisi açmak istemelerini, evden Şener Şen gibi koşarak kaçmak istediklerini falan anlatsam ağlarken peçeteniz yetmez ve ben de hiç öyle kötü bir insan değilim. 

“Keşke böyle alıştırmasaydınız” dedim sofrada dayanamayıp. 

“Yemiyoo abla yemiyoo telefon yoksa tek lokma yemiyoo” dedi gözleri yaşlı. 

Derin bir nefes alıp içimden: “abla sensin tıaam mı ben senden gencim bi defa” dedikten sonra nefesimi düzeltip, “taş devrinde de tabletler çocuklar yemek yesin diye icat edildi sanırım” dedim. 
Yaptığım ince espriye içime doğru kahkaha atmak suretiyle bir kendim güldüm, kimse de anlamadı zaten. 

Ama bence komikti yani… 

Düşünsene adam avlanmış zor bela mağaraya getiriyor avı, çocuklar “ben bunu yemem tavşan” olsun diyor. Sen de avı yesin diye tablet veriyorsun eline. 

Şaka bir yana çocukların ekran bağımlılığı ciddi boyutlara ulaşmış.
Bütün gün elinde telefon, tablet, televizyon olan anne babaların çocukları da bu bağımlılığa daha bebek yaşta başlıyor. 

Ekrana yani herhangi bir ekrana bakmadan yaşayamayan ebeveynlerin çocuklarından nasıl bir tavır bekliyoruz ki? Burada Hakan’a ve adını hiç öğrenemediğim diğer çocuğa mı kızalım.

Çocuk Ve Telefon Bağımlılığı Konusunda Kimi Suçlayalım?

“Şımarık sıpalar annelerinin ömrünü yediler” mi diyelim yoksa gerçek suçu ve suçluyu tespit edip çözüm yoluna oradan mı gidelim? 
Eline sigara alsa çığlık atacağımız bebeklerin ellerine, bağımlı olsunlar diye tabletleri telefonları anneleri bizzat kendi veriyor. 

Bir kaç dedikodu fazla yapabilmek, çocuk eline ayağına dolaşmasın diye oyalamak, temizlediği yerlerin toplu durmasını sağlamak ve bir sürü saçma salak sebepten dolayı çocuklar geleceğin ekran bağımlıları oluyor.

Dünya üzerinde her bir dakikada 400 saatlik videonun yüklendiği Youtube; hem yetişkinler hem de çocuklar için günün önemli bir kısmının karşısında geçirildiği bir ekran sürecine dönüşmüş. İş sadece Youtube ile bitmiyor ki bunun televizyonu var bilgisayar oyunu var.
Hemen hemen hepsi de çok iştah açıcı çok albenisi olan şeyler. Bir yere kadar görmezden geliyor bu konfor ve zevkten mahrum ediyorsun kendini. Sonra büyükler bile otokontrollerini kaybedip salıyor kendilerini.

Çocuklar ne yapsın?

O yüzden kocaman laflar ederek “çocuklarına Youtube açan anneleri kireç ile yakalım çocuklarını da ellerinden alıp bağımlılıktan kurtarma merkezlerine gönderelim bu ne yeaaauw resmen rezillik” gibi beylik ve üstten bakmacı önerilerde bulunmayacağım.

Ama Allah aşkına vicdanınızı da davet ederek soruyorum: Aldığınız telefona bile zarar gelmesin diye kılıf, ekran koruyucu, garanti belgesi gibi bir çok şey yaparak koruma altına alıyorsunuz da, bu çocukları neden başı boş bırakıyorsunuz?

Beş dakika fazla yapacağın dedikodu, eline tutuşturduğun telefon ile susan çocuğundan daha mı değerli?

Topladığın evin dağılması çocuğunun sağlıksız gelişen ruhsal durumundan daha mı önemli?

Böyle yetiştirdiğiniz için asosyal ve özgün becerisi olmayan, insanlar ile iletişim kuramayan, mutsuz çocuklar oluyorlar. Bu da hem sizin hem devletin hem toplumun hem ekonominin kısacası herkesin başına bela oluyor.

Sonra öyle seviyeye geliyor ki bu çocuklar iki evli kız kardeş (!), PUPG isimli savaş oyununu oynarken (!) tanıştıkları adama birlikte (!) kaçıyorlar. 

Çünkü kadınlar düşünme yetilerini PUPG oynarken can karşılığı vermiş, ne olacaktı?

Ezgi Akgül

Konuyla alakalı iki yazı tavsiye edebilirim. Biri “Sultan Süleyman Fakirliği Ve Çocuk Eğitimi” diğeri ise “Çocuk Eğitimi Nasıl Olmalı?



One Pingback

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir