Corona Virüs ve Bize Öğrettikleri

Bir virüs girdi hayatımıza.

Bütün alışılmış ve kabullenilmiş dünya düzenlerini yıktı geçti. Küreselleşme denen sömürüyü tek hamlede yere serdi. 

Milimetrelik sınır çizgisi sapmaları yüzünden savaşlar başlatan ve asırlar boyunca kana doymayan insanlara, asıl melik kim buraların asıl sahibi kim onu yeniden hatırlattı.

Bir virüs girdi hayatımıza… 

Küsmenin, kızmanın, kırılmanın ne kadar anlamsız olduğunu adeta omuzlarımızdan tutup “kendine gel hayat çok kısa” diye sarsarak bize yeniden anlattı.

En sevdiğimiz insanların en sevdiğimiz eşyaların en sevdiğimiz yemeklerin en sevdiğimiz mekanların aslında saniyeler ile nasıl kaybedeceğimizi yeniden kulaklarımıza fısıldadı.

Bir virüs girdi hayatımıza… 
Bizim olduğunu iddia ettiğimiz bedenimize bile malik olmadığımızı, mülkün sadece Allah’a ait olduğunu yeniden haykırdı.

Bu kadarız işte.
Gücümüzün yettiği yer bu kadar.
Kaf dağına kadar uzanır zannetiğimiz burnumuzun büyüklüğü de bu kadar.
Hiç ölmeyiz, ölüm bizi hiç bulmazmış gibi taptığımız konforumuzun tanrılığı da aha bu kadar işte.

Ona buna yaltaklık yaparak edindiğimiz o koltukların da prestiji bu işte. Zayıfı hor gördüğümüz şizofrenik hayal ürünü olan statünün de hepsi bu.
Biriktirdiğimiz paraların miktarı bu, övündüğümüz evlatlar bu, bebeksi ciltlerimizin sonu bu.

Hepsi ölüm kadar.

Güzel yaşamanın değil güzel ölmenin önemini görmüş olduk.
Unutur muyuz? Unuturuz… 

Bu kadarız işte… 

Ölüm ile alakalı olarak bir başka yazı “Öldükten Sonra Neler Oluyor?” yazısına da göz atabilirsiniz.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook