Tesettür Anlayışı ve Çıkmalarımız

Tesettür Anlayışı ve Çıkmalarımız

Tesettür anlayışımız çok acayip bir yerlere gelmedi mi sizce de?

Saçlarımı göremezsin ama; kaç beden elbise giydiğimi 100 metreden anlayabilirsin.

Saçlarımı göremezsin aman Allah korusun ama; bacak boyum hakkında bir fikrin olabilir. Bunun için pantolon giyerek sana yardımcı olabilirim, benim açımdan onun pek sıkıntısı yok.

Saçlarımı göremezsin çünkü o çok günah ama; kalçalarıma bakmanda pek sıkıntı görmüyorum.

Saçlarımı göremezsin cehennem ateşlerinde yanabilirim ama;  tenimin rengini bilmenin hiç sakıncası yok benim için, sırf sana yardımcı olmak için etek boyumu kısalttım bak bu iyiliğimi de unutma!

Saçımı göremezsin o benim kutsalım ama; düğünlerde karşında dans edebilirim keyifle de izleyebilirsin beni. Kırdığım her gerdanda mest olabilirsin ama saçlarım konusunda hassasım. Tek telini görürsen kendimi kirlenmiş hissedebilirim.

Günümüz tesettür anlayışı tam da bu boyutlara ulaştı.

Karınca yiyenlerin karınca yiyerek doyup doymadığı mevzusu, insanların ne giydiği ne giyeceği nasıl davranması gerektiğinden daha umurumda inanın. Ben hala fuşya pembe ayrımını yapamayan cahilin tekiyim üstelik.

Benim kamusal konforumu bozmuyorsanız, İsterseniz yaprak takıp gezin bana ne!

Ancak hazmedilmeyen ve doğru öğrenilemeyen her ideoloji, her din, her konu, her görüş sadece sizin değil toplumun da başına bela oluyor. Yarım yamalak yapılan her yemek gibi hazımsızlık yapıyor toplumda.

İnandığı gibi yaşamayanların yaşadıklarına inanma eğilimi yüzünden toplumsal kaos oluyor. Sonra o kaos yılan gibi sokup yavaş yavaş zehirliyor toplumu.

Hiçbir şeyin ciddiyeti kalmadı gözümüzde.

Yaptığımız eylemin arkasında yatan şeye gerçekten inanıp inanmadığımıza karar vererek başlamak zorundayız. Bunun illaki tesettür olmasına da gerek yok.  Yani sosyalist olduğunuzu iddia edip yeşil parka ile geziyorsanız kaç defa Das Kapital okuyup buna karar verdiğinizi de sorgulayın diyorum.

“Kimim ben?” Sorusunu sorarak başlamak kişisel gelişim yolculuğuna, adım atmak adına en doğru çizgi diye düşünüyorum. Tesettür konusunda da bu böyle hayatı yorumlamak adına da bu böyle.

Etiketler

2 YORUM

  1. belki baktıkça gördükçe düşündükçe hissettikçe canımız fena yanıyor.. fakat hayat belirtisi de kanayan yara.. iyileşir de inşallah, her şey aslına rücû eder..
    henüz yakın sayılacak tarihlerde, 28 şubat, 15 temmuz gibi büyük ağır hayatî imtihanlardan şahit de olarak geçiş sonrasında bu kadar çabuk değişim, dönüşüm değil, bozulma, bozunma değil, başkalaşım?!. hızla yayılan intâni hastalık gibi, bir cinnet hâli?!. yücelten değerleri fazlalık, ağırlık, kuyruk görme, küçümseme, teterya misali, kuyruğundan kurtulma çabaları, anlam kaybı?!. köklerinden kopma, ağacından uzağa düşme, hızlı yabancılaşmanın en yoğun yaşandığı karışık zamanların içinden geçiyoruz.. ve fakat zirve medeniyetimizin zirve zamanlarındaki kodlarımıza dönme sancıları bunların hepsi.. vakti çok yakın, işaretleri görünmeye başlamış; bu milletin âleme nizam vazifesi için yeniden büyük doğumu gerçekleşene dek hadiseler bulana durula böyle akacak, çare yok..
    sancı zamanları, en zor, en karışık, en mugalatalı, gözün gözü görmediği, karışık karanlık zamanlar.. ve şafağa en yakın da.. aslımızı bulana dek şimdilik katlanmak zorundayız; her üçten beşi ve her konuda uzman, kimsenin de kimseyi dinlemediği bir zamanın zorluğuna vakti gelene dek tahammül etmek zorundayız.. yalnızca elimizdekileri muhafazaya çabalamaktan başka elden gelen gelecek yapabileceğimiz çok bir şey de yok görünüyor.. çalışılabilecek bir psikolojisi, yapılacak sosyolojisi?!. ciddî cerhle, teşrihe yatırılma ihtiyacı, ilerde akademyaya ciddi tez konusu olma ihtimali?!. kime düşer, kim yapar, ne nasıl yapılır, gerekli midir, yapılmalı mı, yapılsa ne değişir?!. soruların cevabını verebilecek birileri mutlaka da vardır.. bilene sormak, dinlemek isterdim..

    büyük meselemiz, zaafımız; düşünmek üzerindeki atalet..
    yazılarınız, ele aldığınız konular, alış biçiminiz… düşünmeye zorluyor.. ve endişe sahibi olmamıza vesile..
    rabbim râzı ve yardımcınız olsun!.

  2. az önce son yazınızı canım yana yana okudum.. “size ne oluyor da..” diye başlayan, o tokat gibi âyetler geldi aklıma.. hoş, aklım erdi gereli şunca yaş, yıl, ömür bir gün gece olsun canım yanmadan, içim kanamadan geçsin bir gece, çok değil, bir gece adam gibi bir uyku uyuyayım?!.
    bazılarına zerre huzur nasip etmez, etmiyor allah.. sanki bütün insanlığın üzgüsünü yüklenmek, bir ân bile omuzlarından indirmemekle tevfiz tecziye edilmiş?!. zerre şikâyetçi olmadığım da şey..
    çoktan baş tacı ettim endişeyi.. zaten de başka türlüsünü ne aklım ne ruhum ne kalbim ne de midem kaldırmaz..
    yazınızda sözünü ettiğiniz o birilerinden olmak?!!. cehennemin en dibinde yanarım, daha efdâl..
    zaten öyle biri gibi yaşamak büyük cehennem..
    sözünü ettiğiniz şeylerden söz etmek insanların kalbini tırmalıyor.. duymayı hiç istemedikleri şey; kulak tıkadıkları, yüz çevirdikleri, sevimsiz buldukları, dinlemeden, düşünmeden anlamadan, doğrudan “deli” nitelemeleriyle son buluyor hakikatten kaçışları..

    sabahtan bu yana onlarca sayfa yazdım.. yazarken gerilere götürdü düşünceler; başkalaşımın başlangıcına, ilk yıllarına, kendinden başka kimseyi düşünmeyen, hiçbir şeyi umursamayan, tanınmaz hâle gelen, adına “muhafazakâr” denen yeni sınıfın para erk refah konfor, statüyle tanıştığı yıllara, bizatihi yaşadıklarım, şahit olduklarıma..
    hatırladıklarım canımı çok daha yaktı.. ama yazdım yine de.. insanlığın ümmetin mazlumların acısını, yangınını düşünürken fena kanıyor içi, dönüp yine kendi içini emiyor insan, kendi kanını..
    böyle zamanlarda acıyı karamizaha çeviririm; yine kanayarak.. içinden geçtiğim acı, hâl, mekân, zaman, hâdise ne olursa olsun gülmeyi unutmamalıyım.. acıyla gülerek de yazıyor insan.. bu eksiltmiyor öfkemi, zulme nefretimi. aksine daha da keskinleştiriyor..

    dilin cidden kemiği yok.. primadonna yarmagül ablalar ve başkalaşmaktan kendi yürüyüşün unutmuş, paçalarından kibir damlayan abileri yazmış, hırpalamışım uzun uzun, allah affetsin!. ve iyi ki ağızların tadını fena bozan ölüm düşüncesi var, ahret var, hesap var, sonsuz hamd!.

    rabbim istikamet üzre kılsın!. hiç değişmeyin inşallah!. ve hep yazın!.

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi