Abartılmış Düğün Gelenekleri

fosyoloji tarafından tarihinde yayınlandı

Biz Türkler gelenekleri severiz. Böyle adetlerimiz olsun günlerimiz olsun o günler üzerinden duyar kasalım adetlere kutsiyet atfedip sorgulanamaz gibi görelim falan hoşumuza gider. O kadar gider ki kendi binlerce geleneğimiz yetmez gibi yurt dışından gelenek ithal ederiz. Baby showerlar, bekarlığa veda partileri, mezuniyet baloları falan geleneğe doymayan gözlerimiz yüzünden devşirilir, donat yerine yaprak sarma ikram edince yerli ve milli olur gözümüzde tuhaf bir şekilde sisteme entegre edilir. Bunların içinde en tuhafı da düğün gelenekleridir.

Adetlere boğulduğumuz fazla gelen adeti de soyulmuş salatalık kabuğu gibi yüzümüze koyup israf etmediğimiz, konuya komşuya dağıtacak kadar stok adet birikimi olan, “evde çocuklara götüreyim kaldıysa” diyen altın günü annesine plastik tabağa jelatinle sarıp verecek kadar çok adeti bir arada görebileceğiniz tek yer, düğünler.

İşte o korkunç borcam döngüsü de tam orada başlar… Adet adı altında damadı soyup soğana çevirme olayını nitelikli dolandırıcılık kapsamından çıkartıp, sevimli ponçik pamuklara sarılası bir şey gibi sisteme empoze etme girişimlerinizi ifşa etme vakti geldi. 


Ben Bu Düğün Gelenekleri Oyunununu Bozarım Arkadaş! 


İşin absürtlüğü daha bohça hazırlarken başlıyor. 
Hayatınızda göreceğiniz en korkunç tasarıma sahip üstü tüylü, hafif topuklu ve genelde ayağa girmeyen terlikler olan, bohçanın içine çorap koyarak nirvanada çay içerken ayaklarınızın salahiyeti için mutlaka patik de konulan, dantelli gecelik ve çamaşırları kaynana ve görümcelerin seçtiği çok tuhaf bir süreç ile başlıyor olay. 

Çeyiz serme günü düzenleyip alınan çamaşırların yatağın üzerinde akrabalara sergilendiği, tek tek ele alınıp bakılan eşyaların kalite kontrollerinin yapıldığı tuhaflıklar silsilesinin “evet” diyerek son bulacağını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. 

Bir defa “desinler” lobisinin kıskaçlarına düştüyseniz “Allah’ını seven defansa gelsin” diye bağırsanız bile o döngüden kurtulamazsınız. 

Daha koca koca kadınlar kapı tutacak para isteyecek, simle banyo yapmış baldızınız sandığa oturacak para isteyecek, davulcu ayağının dibine eğile eğile para isteyecek, fotoğrafçı bahşiş bekleyecek, yedi sülalesinin saçlarının parasını ödediğiniz gelin hanımın kuaförü ayrı bahşiş bekleyecek, makas kesmeyecek para, çeyiz çıkmayacak para, arabanın önünü kesecekler para!

Giydirilmiş sandalyeler arasından süzüle süzüle ve asla sebebini anlamadığım bir şekilde alkışlanarak getirilen kartondan pastayı kesemeyen bıçak için ayrı para! 

Şaka bir yana hem toplumsal yozlaşmadan, ahlaksızlığın artmasından, gençlerin artık gayri meşru ilişkilere yönelmesinden, doğum oranlarının azalmasından dem vuran orta yaş ve üstü hısım akrabayı memnun etmek için ki asla memnun olmazlar, toplumun ahlak yapısını ifsad edip, bozuyoruz. 

Evlenmek eşittir para olan ortamda artık gençler evlenmek yerine birlikte yaşamayı tercih ediyor. Aileler gençlerin işlerini kolaylaştırmak, önlerini açmak bir yana üzerlerinde korkunç baskı uygulayarak “olmazsa olmazlar” listesini gençlerin eline tutuşturuyor. 

En iyi şartlarda bile olsa askerlik, mezuniyet iş bulma derken 30 yaşında evlenmek isteyen gençlere “paran araban var mı” diye sormaya başladık. Bu çocuk hangi ara gitsin de çalışıp birikim yapsın?


Sonra gençler neden bu kadar ahlaksız rörörörö… 

Ezgi Akgül

Düğün masraflarının gençlerin belini bükmesi ile alakalı bir diğer yazı “Bankalar Nasıl Para Kazanır” yazısına da bakabilirsiniz.



Kategoriler: bi HAKİKAT söyle

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir