Düğün Maliyetleri ve Çözümleri – Kadınlar

Merhaba, dünya kendi etrafında dönüyor zannedenlerim, cinselliğini silah gibi kullanıp istediği her şeyi yaptıran zeka küplerim. Bazen Bağcılar Kontluğu’nda ilan ettiğiniz saltanatınıza kıskançlık ile bakmıyor değilim. Aynı zamanda her şeyi isteyip, hiçbir şeyi beğenmeme gibi huylarınızın nasıl sürekliliğini sağlıyorsunuz onu da merak ediyorum.

İkna kabiliyetinize ayrıca hayranım. “ayyy darısı başımaaaa :)))” “ayy sıra bana geliyorrr!” diye verdiğiniz coşkuyu da gözlerim kanlı izliyorum.

Ama anlamadığım ve yadırgadığım hatta merak ettiğim bir şey var: Gerçekten mutlu musunuz? “Bin biş yişindin biri diğinimi vi gilinliğimi hiyil idiyiiiiiriiiiim.” diye başladığınız bu hayat yolunda her şey gerçekten beş yaşından beri hayal ettiğiniz gibi mi?

Pembenin her tonunun gözleri kanatır biçimde evin her tarafına serpiştirildiği, bir bardak çayla bir bisküviyi sırf İnstagram’a, Facebook’a koyacaksın diye 856 dekorasyon-sunum eşyasıyla süslendiği, masal evlerinizin yüksek giriş 2+1 olması absürtlüğü hiç kafanızı karıştırmıyor mu?

5 yaşında zihninize gönderilmiş prenses masallarını hayal ede ede büyüyorsunuz, zihninize gönderilen renk kodlarıyla karakterinizi, hayatınızı kurguluyorsunuz bunu bile anlamaya çalışıyorum.

Ama yaşamınızı ve gerçeği sorgulama yeteneğiniz sıfırken, dünyayı analiz edip kendinize dış etkilerden arınmış, başkalarının kontrolünde olmayan bir mutluluk yaratabilme beceriniz yokken, toplum size mutlusun demeden mutlu olamıyor iken, kendi başınıza düşünmek, kendi değerlerinizi yaratmak, kendi mutluluğunuzu inşa edebilmek gibi yetilerinizi sıfırlanmışken, şu durumda nasıl bir gelecek kendinize ve ailenize tanzim etmek istiyorsunuz işte onu hiç anlayamıyorum.

Biliyorum, hepiniz İnstagram’da peri masalı gibi düğün yapan beyaz gelinlikli kızları görüp görüp ağlıyorsunuz, gelinlikler, düğünler, yüzükler, beyaz at niyetine beyaz lüks cipli prenslerin kapınıza gelip sizi alarak saray düğününe götürdüğü, komşularınızın, akrabalarınızın, arkadaşlarınızın size hayranlıkla bakıp kıskançlıktan tırnaklarını yediği prenses masalları aklınızdan çıkmıyor..

Ama maalesef “kızı gelinken, gelini doğurunca göreceksin” gibi çok nefis bir atasözümüz var. Bunu es geçiyorsunuz.

Yaşadığınız hayatlar, kurduğunuz hayaller, hedefleriniz, algılarınız, dürtüleriniz ağır ruh hastalığı yaşadığınızın kanıtı aslında. Beyni yıkanmış ve sorgusuz sualsiz tüketim yapan kerizler olmak için büyütülmüş, hayatları harcanmış ve yeni kurbanlar üretin diye evlendirilen seçilmiş mazlumlarsınız.

Bunu ne zaman görüp gerçek potansiyeliniz ile barışmayı düşünüyorsunuz?

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook