Göğü Delen Adam – Erich Scheurmann

Sürekli yenilikçi, elde etmek uğruna gerçek değerlerden uzaklaşan; egoizmin içine hapsolmuş, kapitalist bir düzeni benimseyen beyaz adamın dünyasını anlatır Erich Scheurmann, Göğü Delen Adam kitabında.

Yaşadığımız çağın, insanı ne hale getirdiğini, onu özünden ve değerlerinden nasıl kopardığını, tek tipleşen ve sadece ben diyen bireylerin sahte zenginliğinin ardındaki yapay hayatlarını sade ve içtenlikle eleştiren bu kitap, aslında içten içe gerçekten yaşamak istediğimiz hayatın bir önsözü gibiydi.

Oldukça güzel analizler var. Hepimizin bildiği lakin umursamamayı tercih ettiği analizler. Hepimizin yumuşak karnı olan mülkiyetçiliğe değiniyor “şey”siz yaşamaktansa, ölmek için ateş borusunu alnına dayayan insanlar vardır diyor mesela sayfa 47’de.

Kapital kalıplar, sanayileşmiş ilişkiler, var olmayan ihtiyaçlar doğurup var olan zamanı çarçur etmek, kimin hangi doğruya dayandırdığı bilinmeyen, anlaşılmayan tabuların ve yasaların boyunduruğu altına girişimiz, etrafımızı yığınla eşya ile doldurup ruhumuzu besleyemeyişimiz, eğitim ve meslek anlayışının vasatlığı, kendi hayatlarımızın güzelliğini göz ardı edip sahte yaşamlara özenmemiz ve benim şu an için aklıma gelmeyen başka konular medeniyet otobüsünü kaçırmış bu kabile şefi tarafından bir güzel yeriliyor.

Tokatların ardı arkası kesilmeyen bir kitap, her satırında beyaz insanın kapital dünyasından yakınıyor aslında. Bilmiyor ki içine düştüğümüz bu kuyunun içinden çıkabilmemiz imkansız. Biraz toz pembe bakıp sert konuşuyor abimiz.

Erich Scheurmann – Göğü Delen Adam Kitabında En Sevdiğim Yerler


“Eğer insan çok fazla ‘şey’e gereksinim duyuyorsa, bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir.”

“Herkes birbirini öldürüyor. Her yerde kan, korku ve çürümüşlük kol geziyor.”

“Sanki hızlı yürüyen insan daha değerli, yavaş yürüyen daha yürekliymiş gibi davranırlar.”

“Gövde, kol ve bacaklar ettir. Ancak boyundan yukarısı gerçek insandır.”

“Elinde tuttuğun her şey senindir!” Bu tür saçma sözlere kulaklarınızı tıkayın ve vicdanınıza sıkı sıkıya sarılın.”

“Aslında çok istenmesi gereken, ama hiç istenmeyen bir şey gibi.”

“Çoğu kafasında koca bir yük taşır oradan oraya, bedenini yorgun düşüren, zamanla güçten kuvvetten kesen bir yük.”

“Nasıl bir insan eliyle suları tüketemezse, benim küçük ruhum da Avrupa’nın büyük denizini size taşımaya yetmez.”

Ezgi Akgül

Bir başka tavsiye edebileceğim kitap “Yeraltından Notlar” için ŞURAYA bakabilirsiniz.



%d blogcu bunu beğendi: