Etkili İletişim: Hâl Dili Nedir?

Eskiden devletlerin elçileri olurmuş bilirsiniz. Devlet adamları başka ülkelerin devlet adamları ile haberleşmek için bu yöntemi kullanırmış. Şimdilerde olduğu gibi Tweet atarak değil de bildiğin aylarca elçilerin yolu gözlenerek sağlanırmış diğer devletler ile ilişkiler. Hatta söylentiye göre çoğu savaşlar yanlış iletilen bilgiler ile çıkmış.

Düşünsene filanca ülkenin elçisi sana geliyor: “Kralım filanca ülkenin kralı sana ağza alınmayacak dünya kadar laf saydı” diyor. Sen bunu duyacaksın da, elçinin hain olduğunu anlayacaksın da daha dönüp bir de mevzuyu düzelteceksin. “Yok kanka, ben sana öyle der miyim, seni ne kadar severim bilirsin” diye Whatsapp’tan mesaj atmak varken, yeni elçi aramak ile vakit geçireceksin. Sen düzeltmeye çalışana kadar “yok abi hepsi bizim elçinin halt yemesi, ekmek çarpsın ben onu demedim” diye sen işi düzeltene kadar da düşman ülke savaş için yola çıkmış olacak.

Savaşlar bile çıkaran bu doğru iletişim mevzusu, günlük hayatımızda sağlıklı ruhsal gelişimimizde de çok önemli. Belki ülkeler yönetmiyoruz; ama bizler de kendi hayatlarımızın kral ve kraliçeleriyiz bir yerden bakınca. Kendi hayatlarımızı doğru yönetebildiğimiz kadar kendi hayatlarımızda istikrarlı ilerleyebiliyor, huzur sağlayabiliyoruz.

Bu kadar önemli olmasa bu derdini doğru anlatabilme mevzusu, ilk iletişim atağını annelerimizin karnına tekme atarak yapmazdık sanırım. Dünyaya hâl dili ile adeta “ben buradayım, benim farkıma varın” mesajı vermeye de çalışmazdık, bu kadar önemli olmasaydı. Derdini doğru şekilde anlatmaya çalışmak sadece insanlar için önemli değil üstelik. Hayvanlar, hatta bitkiler, hatta eşyalar bile iletişim kurma becerisine sahip. Onlarda bile bir derdini anlatmaya çalışma, anlaşılmak istenme çabası var.

Mesela sevgiye ihtiyacı olan bir kedi belki bebekler karnınızı tekmelemez; ama o da bacaklarınıza sürünerek “beni okşa!” der kendi dili ile.  Ya da öfkelenen bir köpek, dişlerini göstererek hatta hırlayarak “benden uzak dur!” demeye çalışır. İletişim kurmak, derdini anlatmak ister.

Kuruyan çiçek lisan-ı hâl ile “benimle yeterince ilgilenmiyorsun” der mesela. Dalları budanan, zamanında suyu verilen bir ağaç, mevsimi geldiği zaman tüm cömertliğini gösterir memnuniyetini anlatmak için.

Ya da eskiyen bir mutfak dolabı gıcırdamaya başlar, “bana bakım yapma zamanın geldi” diye sanki söylenir, kendi diliyle sitem eder. Yıpranan araba 10 bin bakımı geldiğini çıkardığı sesler ile bir şekilde size anlatabilir.

Etkili İletişim Neden Önemli?

Bir bakın çevrenize, hatta kendi içinize dönüp bir bakın. Herkes anlaşılamamaktan, hak ettiği kadar değerinin bilinmediğinden, insanları idare etmenin çok zor olduğundan bahsediyor. Ve genelde bu sorunların temel sebebi asla kendisi olmuyor. Bütün kötüler onu buluyor, hep iyi niyetinden kaybediyor, artık herkese ederi kadar kıymet vereceğinin yeminlerini ediyor. “Peki sen hiç hata yapmadın mı” diye soru yönelttiğiniz çoğu insanın genelde ortak yanıtı “evet insanlara güvenerek hata yaptım” gibi egonun dibine dibine vurduğu cevaplar oluyor.

Bana göre okullarda yabancı eğitimden önce hâl dilini anlama eğitimi vermeli. İnsanlara muhataplarının ne demek istediği çokça empati kurarak, çokça anlamaya çalışarak bunu nasıl yapacağı öğretilmeli.

Akşam eve geldiği zaman yemeğin tuzsuz olduğuna öfkelenen bir eş bu öfkenin alt metninde “akşama kadar çalıştım, milletin ağız kokusunu çektim ve bunları sırf sizi sevdiğim için yaptım. Özeni hak etmiyor muyum?” demek ister. Kocasının böyle basit bir şey için öfkelenmesine darılan, küsen ve susan kadın “akşama kadar evde seni bekledim, hatta özledim, hatta senin için yemek yaptım, hatta güler yüzüne hasret kaldım; ama ufacık dikkatsizliğimi abartıp beni kıracak kadar beni sevmiyor musun?” der yine kendi hâl dili ile.

Ya da saçını uzatan adam, toplumun alışılmışlıklarını takmadığını göstermek ister saç tipiyle. Çarşaf giyen kadın “bütün dayatmalarınızı ve özgürlük tanımlamalarınızı reddediyorum” demeye çalışır giydiği elbise ile. Bir erkek bıraktığı sakal şekli ile hangi cemaatten ya da hangi görüşten olduğunu anlatmak ister topluma. Biri ile aramıza mesafe koyduğumuz zaman “sende beni rahatsız eden bir şeyler var” mesajı veririz bunu sözel olarak yapmasak bile. Bazen susarak derdimiz anlaşılsın isteriz, bazen de bakışlarımız ile. Bunların hepsi bir çeşit iletişim kurma şeklidir.

Bunca mutsuzluğun temelinde yabancı dil öğrenmeye harcadığımız vakit kadar, “hâl dilini” öğrenmeye çaba sarf etmeyişimiz yatıyor sanırım. Derdini anlatmanın bazı sesleri bir araya getirebilme becerisi ile olmadığını önce kabul etmeli; sonra da muhataplarımızın hâl dillerine tüm samimiyetimiz ile kulak vermeliyiz.

Yabancı dillerin çok kolay öğrenildiği bir zamanda yaşıyor olduğumuz için çok şanslı olabiliriz. Eskiden olduğu gibi yabancı dil öğrenmek için çok meşakkâtli işlere girişmiyoruz. İstidâdımız varsa, biraz da hevesimiz varsa birkaç ay içinde bir yabancı dilin tüm hatlarına doğru program ile sahip olabiliyoruz.

Ama yine de hala birbirimizi tam anlamıyla anladığımızı iddia edemeyiz.

Hala en sevdiğimiz insanların hal ve hareketleri ile neyi söylediği noktasında eksiklikler yaşıyoruz. Korkunç iletişim hataları yapıyoruz bu eksikliğimiz yüzünden.

Bu beceriksizliğimize son on yıldır bir de emoji dilini ekledik. Birkaç sarı kafa ile derdimizi sosyal medya diline sıkıştırıp anlatmaya çalışıyor ya da anlamaya çalışıyoruz. Bunların sebep olduğu büyük kırılmaları, büyük yanlış anlamaları, büyük problemleri de yaşayınca kendi içimize çekilip yalnızlaşıyoruz.

Bana göre eğer doğru insan ilişkilerimiz olsun istiyorsak, en kısa zaman da “hâl dili” ni öğrenmek zorundayız. Bunu en başta kendimiz için, kendi huzurumuz için yapmalıyız…

Çünkü, dedikodu yaparak her şeyi bilme arzumuzu tatmin edip mutlu olmaya çalışacağımıza, hâl dilini öğrenip herkesi anlamaya çalışarak başkalarına değil; ilk kendimize iyilik yapmış oluruz.

Çünkü her şeyi bilmek, her konudan haberdar olmak, duymak, görmek insan fıtratını çok sarsan bir şey.

  • Beklenti içinde olmanın Etkili İletişim İle doğrudan etkisini okumak için BURAYA,
  • “Empati” becerisini iletişim üzerindeki etkilerini öğrenmek için BURAYA göz atabilirsiniz.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

%d blogcu bunu beğendi: