Evlilik Sorunları ve Çocuklar Mevzusu

Evlilik Sorunları ve Çocuklar Mevzusu

Evlilik sorunları dediğim zaman aklıma hep bir fotoğraf geliyor. Evli çiftlerin kavgalarını ben boks maçlarına benzetiyorum. Devamlı bir yere sermeye çalışma mücadelesi…

Aslında her şey kuralına göre yapılsa ufak tefek sıyrıklar dışında herkes köşesine çekilecek ama rakiplerden biri mutlaka karşı tarafa sandalye fırlatma yoluna gidiyor. 

Çocukları kavgalarda kullanan ve bunu ilişkisinin paratoneri olarak kullanan kişiler genelde kendi fikrine zaten güvenmeyen sadece haklı olmak için uğraşan biri oluyor. 

Sandalyeler (çocuklar) havada uçunca da nereden tutsanız elinizde kalacak bir ilişki kalıyor geriye. 

Ortada savunma gerektirecek bir eylemin içine giriyorsanız ve bu yaptığınız eylemi de kurallarına uymayarak icra etmeye kalkıyorsanız elinize geçen ne varsa fırlatıyor oluşunuz çok normal. 

Ama ya kendinizi korumak için çocuğunuzu kalkan yapıyorsanız? 

Evlilik sorunları ile karşılaşmak istemiyorsanız, kızgınlık anında “çocuklar olmasa bir dakika durmam ben bu evde demeyin” mesela. Ya da kavgalarınızı çocukların duyacağı ses tonunda yapmayın. Çocuklardan taraf olmalarını ne bekleyin ne de isteyin mesela.

Yukarıda örnek verdiğim durumlarda genelde eşler (kadın erkek fark etmez), en sevdiği varlığın (çocuğun) gözünde rezil olmamak ya da haksız duruma düşmemek için meseleyi olduğundan fazla abartma eğilimine girer. Çünkü bilinç altı “kızının gözünde kahraman bir babaydın ya da şefkatli kusursuz bir anneydin ama bu tartışmadan haksız çıkarsan birazdan evladının gözündeki eski konumunu kaybedeceksin” der.

Tartışmaların hemen hepsinin alevini “suçlama” eylemi ateşler. Bilinçaltı “onu değiştir!” diye gaz verir alttan alttan.

Ancak böyle bir niyetiniz varsa baştan söylemek istiyorum: Dünyayı değiştirecek kadar yetenekli olabilir ya da tek bir söz ile koca şirketleri yönetebilirsiniz. O kadar zekisinizdir ki gezegenler fethedebilirsiniz. Ama tüm bu yetenekleriniz tek bir insan kişiliğini değiştirmeye yetmez.

Bu kafa ile de giderseniz evlilik sorunları ile karşılaşırsınız.

Üzgünüm…

Evlilik Sorunları Yaşamak İstemiyorsanız , Çocuklarınızı Paratoner Olarak Kullanmayın

Evlilik Sorunları ile ilgili Benzer Yazılar:

Suçlama bir kişinin yanlış bir davranışta bulunduğu yargısını içerir. Siz bu yargı sonucunu kabul etmiyorsanız (ki bu çok normal) tartışma sizin kendinizi savunmak istemeniz ile başlar.

“Sen şusun” ile dağıtılan yargıları, yargısız infaz olarak değerlendiren her makamın savunma hakkı vardır ve “hayır ben buyum” ile başlayan cümleleri kurması da çok normaldir.

Çünkü, karşımızdaki kişinin davranışlarımızdan dolayı rahatsız olması genelde ilk aşamada bizi rahatsız etmez. Ne zaman o davranışımız hakkında bir “yargı” belirtirse o zaman kıyametleri koparabiliriz. Davranışlarımızda bir hata kusur olduğu yargısı kendimizi kusurlu dolayısı ile de değersiz hissetmemize yol açar.

Bir de o değersiz hissettiğimiz anlara en sevdiğimiz varlıklar çocuklarımız şahit olmuşsa olay hiç kimsenin sağ kurtulamadığı felakete dönüşür. 

Bilinçaltının bu ikazı karşısında taraflar seslerini daha da yükseltmeye başlar. Tanık (çocuk) hâkim koltuğuna oturtulur ve onun yargı dağıtması beklenir.

Yargılama karşımızdaki hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermektir. Çocuklarını hâkim koltuğuna oturtan çiftler kararı etkilemeye çalışan avukatlara da benziyor biraz. 

“Sen böylesin” diye başlayan her cümle çocuklarınızın omuzlarını düşürdüğü gibi, bir sonuca varmak zorunda hissetmesine de yol açıyor. 

“Komplekslisin!”, “basitsin!”, “senden hiçbir şey olmaz!” “korkaksın!” cümleleri havalarda uçarken bu kıyıma bir de çocuğunuzu tanık etmek, ne kadar iyi anne babalar olduğunuzu da sorgulatmalı size. 

Ufacık bir mesele çözülecekken işin içine çocuk karıştırıldığında işin içinden çıkılamaz kocaman bir yumak haline gelir.

Eğer eşiniz ile kavgalarınız kapalı kapılar ardından göz önüne çıkmışsa ve çocuklarınızı da büyüdü diye hakem yerine koymaya başladıysanız, çocuklarınız ile diyaloglarınız “anana şunu de”, “git babana şunu söyle” seviyesine geldiyse ve çocuklarınız artık siz kavga ederken hastalığa bağışıklık kazanmış gibi önemsemiyorsa geçmiş olsun toksit seviyeye getirmişsiniz mevzuyu.

“Çocuklar olmasa bu evde bir dakika durmam” cümlelerinin tanığı olarak büyüyen çocuklar iki insanın mesuliyetini omuzlarına almış ve her geçen gün büyüyen suçluluk duygusunun altında ölmek üzere demektir.

Durum bir süre sonra öyle bir hal alır ki çocuğunuzu sinir krizi geçirirken teselli eder bulursunuz. Oysa her şey onun içindi değil mi? Şu lanet hayata onun için katlanıyordunuz falan?

Çok mutlu bir çocukluk yaşattınız çocuğunuza tebrik ederim. Hem anası hem babası yanında ama ruhu kaybolmuş.

Kırgınlıklar kırgınlıkları tetikler, öfkeler öfkeyi.

Siz bir ağaçsanız, eşiniz toprağınızdır yavrunuz da meyve. Meseleye bu rahmet nazarı ile bakınca aslında insanın kalbi yumuşacık oluyor.

Meyvenizi en güzel en özenli şekilde yetiştirip koruyun gözetin ve dalınızdan kopana kadar üzerinize düşeni yapın ama ruhunuzun beslendiği asıl kaynağa, o meyveyi elde etmenizi sağlayan eşinize, nankörlük etmeyin. En başta haksızlık etmemeniz gereken hakkını teslim etmeniz gereken eşinize hakkını teslim edin. Eşinizin her tür hakkını ne kadar teslim ederseniz çocuğunuz için o kadar iyi bir ebeveyn oluşturursunuz, unutmayın. Evlilik sorunları ile tanışmaz daha mutlu insan olursunuz, emin olun.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Etiketler
slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi