Evliliklerde En Çok Görülen Sorunlar Ve Çözüm Yolları

fosyoloji tarafından tarihinde yayınlandı

Bir felaket anında bana, “sadece bir şeyi kendin ile kurtarabilirsin seç hadi!” deseler düşünmeden “aile” mefhumunu alır çıkarım oradan. Evliliklerde en çok görülen sorunlar ve çözüm yolları konusunu bu yüzden önemsiyorum.

Eskiden insanlar bir eşyası bozulduğu zaman onu tamir etme, yamama yoluna giderlerdi. Evlilikler de öyleydi, kıymetliydi. Şimdi evliliklere hatta arkadaş ilişkilerimize de 12 taksitle aldığımız eşya muamelesi yapıyor, taksiti bitince yenisi ile değiştiriyoruz.

Oysa problemleri çözüm yoluna gitsek geçinmeye gönüllü olsak kendiliğinden çözülecek çoğu mesele.

1- Ölümüne Kanka Olmayın!

Mesela en çok tanık olduğum meselelerden birisi, evliliklerin erkek tipi kankalığa evrilmesi. Başkasına mahrem olan çoğu konuya “ya nasıl olsa evlendik” diye yaklaşan çiftler birbirlerinin yanında bu meselelere dikkat etmiyor. Bunu samimiyet ve rahatlık ile alakası yok. başkasının yanında nasıl geğirmiyor, burnunuzu karıştırmıyorsanız eşinizin yanında da yapmayın. Evliliği devam ettirmek için sevgiye, tutkuya ve ruhsal yakınlığa ihtiyacınız var, el ense çekecek kanka yakınlığına değil.

Bu hataya genelde erkekler düşüyor. Daha sonra yanında yellendiği kadından tutku bekliyor. Tabi kadın da aynı tutkuyla aynısını yapmaya başlıyor. Egzotik kokular (!) eşliğinde tutkulu geceler başlıyor haliyle.

En çok dikkatimi çeken şey eşlerin birbirlerini çantada keklik olarak görmesi. Bir yabancıya karşı son derece kibar olan insanların eşine özensiz, vurdumduymaz, geçiştirmeli, baştan savmalı, duyarsız, sıradan biriymiş gibi davranıyorlar.

Evet çok yoruluyorsunuz dışarıda evet bir sürü insan ile uğraştınız evet çocuklar akşama kadar sizi mahvetti… Ama gözlerine aşkla bakmanızı bekleyen bir eşiniz var. Sevgi ile okşanmış her saç size artı enerji olarak dönecek unutmayın.

2- Gol Atma Telaşına Düşmeyin!

Bazen denk geliyorum adam kadına “bizimki de ayı gibi oldu” diyor toplum içinde, ya da kadın adama “sen zaten neyi becerirsin!” diye aklınca şaka yapıyor. Bir konuda hatalı olduğunu düşündüğünüz eşinizi toplum içinde küçük düşürmeyin. Bu artık rövanş alma olayına dönüşür ve size misli ile karşılık verir. Eğer bir konuda hatası olduğunu düşünüyorsanız sessiz kalın, yalnızken suçlayıcı değil yapıcı bir dil ile bu konudan neden rahatsız olduğunuzu anlatın.

İnsanlar içinde rezil olduğunu hisseden hemen hemen herkes “ama sende şöylesin..” diye başlar konuşmaya. Sonunda siz zararlı çıkarsınız. > Etkili İletişim < dilini öğrenin.

3- Mahremiyet İhlali Yapmayın!

Bunu daha çok kadınlar yapıyor kocasının sevmesini de yermesini de çevresi ile paylaşıyor. En mahrem meseleler bile başkalarına anlatılıyor. Eşinizin ve aranızdaki ilişkinin bilgisini, karakter özelliğini, iyiliğini ya da kötülüğünü, bir çift olduğunuz için sizinle paylaşılmış olan hiçbir davranış tutum söz ve eylemi başkalarıyla paylaşmayın. Beni çok sever de demeyin beni çok üzüyor da. Sonra o paylaştıklarınız WhatsApp gruplarında alay edilecek malzeme olarak kullanılıyor, benden demesi.

Kadınlar birbirlerine eşlerinin en mahrem anlarını hiç çekinmeden dünyanın en doğal şeyiymiş gibi anlatıyor. Erkekler arasında bu durum nasıldır bilmiyorum ama, eşinin şehvet eşiğinden bahseden kadınlara denk geldim.

Nadiren de olsa kavga edecek, birbirinizi kıracak, incitecek, aslında hiç yapmadığınız ve yapılmasını onaylamadığınız şeyleri birbirinize yapacaksınız. Olabilir insanlık hali.

Eşinizden incinip veya eşinizi incitip yine eşinize sığının.

Ne probleminiz varsa birbirinizi yedikten sonra yine birbirinize sarılın. Ruhen dahi olsa başkasına şikayet edebileceğiniz derecede bir yabancılıkla ömür boyu aynı evde yaşanmaz.

Geçinmek ancak böyle olur: Birbirine sıkı sıkıya tutunmakla olur.



4-Ailelere Sınır Koyun!

Bir problem olduğu zaman koşup annenize arkadaşınıza anlatmak yerine çözüm odaklı bakın. Başkalarına sıkıntınızı anlatmak yerine aynı enerjiyi “ben bunu nasıl çözerim” diye odaklayın. Çözmediğiniz her problem karşınıza daha büyük problem olarak gelecek emin olun.

Aile içi iletişimini, ilişkinize, işinize gücünüze yaşayacağınız yere, çocuklarınızın isimlerine kadar hiçbir konuya karşılıklı rıza olmadan aileleri ya da başkalarını karıştırmayın. Damdan düşmeyen sizin damdan düşmenizi asla anlayamaz bu anneniz bile olsa emin olun.

Konuşularak çözülmeyecek problem yoktur, konuşun.

Herkes kendi evine çekildiği zaman siz yine o problemler ile baş başa kalacaksınız. Muhtemelen bir gün sonra da kimse sizi ve problemlerinizi hatırlamayacak.

5- Tehdit Etmeyin!

Çocuklarınızı ilişkinizin paratoneri olarak kullanmayın. Kızgınlık anında “çocuklar olmasa bir dakika durmam ben bu evde demeyin” mesela. Eşiniz çocuklara kızarken ya da müdahale ederken o an sakın karışmayın tabi şiddet yoksa. Daha sonra yalnız kalınca neden hatalı olduğunu anlatın.

Siz bir ağaçsanız, eşiniz toprağınızdır yavrunuz da meyve. Meyvenizi en güzel en özenli şekilde yetiştirip koruyun gözetin ve dalınızdan kopana kadar üzerinize düşeni yapın ama ruhunuzun beslendiği asıl kaynağa, o meyveyi elde etmenizi sağlayan eşinize, nankörlük etmeyin. Eşinizin her tür hakkını ne kadar teslim ederseniz çocuğunuz için o kadar iyi bir ebeveyn oluşturursunuz, unutmayın.

6- Küçük Meseleler

Mevzular genelde hep ıvır zıvır meseleler yüzünden çıkıyor. Yemek niye gecikti, ışığı niye kapatmadın, tuvaleti temiz bırak, çorabını oraya çıkarma vs. Halledilecek konular yüzünden bir saat dırdır etmek yerine kalkın kendiniz yapın.

Yemek geciktiyse kalkın masayı siz kurun, çorabını yorulup attıysa alın sepete siz atın. Bunu üçüncü dünya savaş sebebi gibi büyütüp konuyu işin içinden çıkılmaz duruma getirmeyin.

“Çoraplarını hep ortaya atıyorsun!” diye enerjinizi ve sabrınızı tüketmek yerine çorabı kalkıp oradan almak sonra da bir çay koyup birlikte içmek ilişkinize daha güzel katkılar sunar, emin olun.

Birbirinize ikramda bulurken gocunmayın.

7- Takdir Edin!

Hepimiz büyüdük evet ama hala çocuk ruhumuz içimizi gıdıklıyor. O yüzden yetişkinlerde de tıpkı çocuklarda olduğu gibi kötü bir huyu değiştirmenin yolu iyiliği takdir etmek ile oluyor. “Bana neden güzel şeyler söylemiyorsun” yerine “Geçen gün bana şöyle demiştin çok hoşuma gitmişti” deyin. İyiliğini taltif edin, kötülüğünü gündeme getirmeyin. Ve fakat bunu muhakkak samimiyet ile yapın, onu değiştirmek için değil. Değiştirmek için yola çıkan değiştiremez, her şeyiyle kabul edip sevip benimseyen ve doğru davranan ancak değiştirebilir bir şeyleri.

8- Çöplüğü Karıştırmayın!

Türk toplumu olarak bir meseleyi asla kendi içinde konuşmayı beceremiyoruz.

Mevzu eğer fazla gelen su faturasıysa o konuyu alıp “sen zaten 2005 yılında da halı yıkarken bana kaşını kaldırmıştın” olayına kadar gidiyor. Hani bıraksan küresel ısınmanın etkileri bile evlilik içi mesele olarak çözülmeye çalışılacak. Tartışma anında kırıcı sözler, belaltı vurmalar, eski defterleri açmalar, size güvenildiği için anlatılmış özel bilgileri yüze vurmalar oluyor.

“Sen zaten hep böylesine” dönüşmüş tartışmadan hayır gelmez. O raddeye gelindiyse sessiz kalın ya da ortamı bir süreliğine terk edin.

Efendimiz abdest alın diyor öyle yapın.

9- İtidalli Kıskanın!

Henüz üç yaşındaki kardeşinizden kıskanacak kadar işi patolojik boyuta taşımayın. “O kim, oraya gitme, buraya gelme, öyle bakma” gibi konuyu sulandıran ve ciddiyetini bozan yaklaşımlara giriyor eşler.

Bu çok çirkin gerçekten.

Eğer varsa bir sorun “Şu konudan rahatsız oluyorum” deyin. Zaten geçinmeye meyilli ise bu söz yetecektir. Geçinmeye meyilli değilse isterseniz peşine 24 saat dedektif takın yine işe yaramaz.

Sadakat ancak özgürlüğün olduğu yerde anlamlıdır.

İstediğini yapabilecek özgürlüğü olan bir eşin size sadık kalması ancak değerlidir. Siz yakalarsanız diye bir şeyler yapmayan yapmaktan korkan biri bırakın yapsın, kendinizi komik durumlara düşürmeyin.

Evet aldatmak kandırılmak bir suçtur. İnsanı çok kötü ve değersiz hissettirir. Ama bunun insani bir suç olduğunu unutmayın. İnsanın olduğu yerde her şey olur. Affedin ya da affetmeyin diyecek değilim ama anlamaya çalışın. Yukarıda olan maddeleri bir kenara bırakıp çirkefleşmeyin. Boşanacak bile olsanız bunu aşağılamadan yapın.

10- Aileleri Yarıştırmayın!

Ortalama 30 yıl evladı olduğunuz anne babanız ile yeri geliyor siz bile anlaşamıyorsunuz. Üç yıllık ya da gelin olan onları tanımayan alışkanlıklarına alışmamış eşlerinizin ailelerinizi çok sevmesini beklemeyin.

Senin annen benim babam olaylarına girerseniz içinden çıkamazsınız. Herkesin ailesi kendine değerli. Yıllarca evlatlık yaptığınız anne babanıza siz bile yeri geliyor tahammül edemiyorsunuz. Sizden daha fazla anne babanızı sevmesini beklemeyin.

Başkaları ile ilgili her tür konuda adaleti elden bırakmadan eşinizin de gönlünü kırmadan bir orta yol bulma gayretinde olun. Yangına körükle gitmek kimsenin işine gelmez.

Devlet Ne Yapabilir?

Boşanmak isteyen kadının emrine her şeyi seren ama mevcut ailenin yapısının korunması adına hiç bir adım atmayan KADEM yan sanayi Aile Bakanlığı’nın da artık bir şeyler yapması gerekiyor bu konularda.

Aile seminerleri, ücretsiz eğitimler, psikolojik destekler bu konuda atılması gereken adımlar olabilir.

Çoğu belediye bu hizmeti veriyor. Ancak bu tip faaliyetler belediye reklam hizmeti sağlamaktan öteye gitmiyor. Bu iş ve sorumluluğu hem ehil hem bu meseleyi dert edinmiş kişilere verilmeli.

Devlet ailelere boşandıktan sonra yol gösterme ve yardımı olma politikaları gütmek yerine o sürece gelmesinler diye neler yapılıra kafa yormalı.

Ezgi Akgül

Herkes çok mutsuz. Tüm kavgalarımız biraz daha mutlu olmak adına aslında. “Mutluluk Nedir? Nasıl Mutlu Olunur?” yazısına da bakabilirsiniz.



Kategoriler: bi MEVZU kavra

3 yorum

Ayvaz Aydın · Eylül 4, 2019 6:25 am tarihinde

Hmmm Facebook’un “ne düşünüyorsunuz”un farklı versiyonu…sevdim
Neyse konumuza dönelim…. Tebrikler…tesbitler güzel, çözümler güzel…başarılarınızın devamını diliyorum…
Yazılarınızın ilgili devlet kademelerine ulaşması için neler yapılabilinir bakmak lazım….
Münferit olarak ben ulaşabileceklerime ulaştırmayı görev biliyorum kendim için.
Saygılar…

Eşref Murat Şahin · Eylül 4, 2019 6:36 am tarihinde

Ağzınıza yüreğinize sağlılnkısa öz çok güzel tespit ve tavsiyeler. En büyük sıkıntımız inatlaşıp nefsimize uyup çözümleri uygulamamak. Avrupa ülkesini kurtarmak için aile bağlarını kuvvetlendirir ye çalışırlar n bizim ülkemizin dağılması için aile bağlarımızı koparmaya uğraşıyor bunuda elini suya sabuna vurmadan aile bakanlığınile yapıyor onxxca cinnet getiren ölümlerin ayrılıkların artması tesadüfi değil

RABİA · Eylül 6, 2019 8:41 am tarihinde

Çok başarılı teşekkürler devamını biliyoruz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir