Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları

Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları

Evlilikte yaşanan sorunlar ve o sorunların çözüm yollarını yazmaya karar verdiğim zaman şu hikaye ile karşılaşmıştım.

Hikayeye göre:

Dört kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Daha önce görmediklerinden bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler.

Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

– Bu aydınlatıcı bir şey! demiş…

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş:

– Aynı zamanda bu ısıtıcı bir şey!

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, birazcık daha yaklaşmış. Ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve azıcık yanmış kanatlarıyla geri dönmüş:

– Ve bu yakıcı bir şey!

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. 

Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş.

Ve böylece ateşin gerçekten ne olduğunu bir tek o öğrenmiş. 

Evlilik de böyle bir şey işte.

İlk karın ağrılarını, ilk acabaları, ilk aha bu o olabilirleri ateşe yaklaşan ve aydınlanan kelebek temsil eder. 

İlk gülümsemeleri, kokuları, merakları, utangaç maymun emojilerini de içi ısınan ikinci kelebek temsil eder. 

İlk gelin makyajına verilen binlerce liraları, dış çekim ücretlerini, simli topuzları, “ömö ölk döfö övlönöyöröm bön öööörcöööğn” ları da hafif yanan kelebek temsil eder.

İlk “bu ay hiç yemeğe gitmedikleri”, bayi toplantılarını, Ukraynalı güzelleri, “o çontoyo istiyorum omo boooğn”ları, “Allah senin belanı versin seninle evlendiğim güne lanet olsunları” da pooof diye ortadan kaybolan halkın gönlünde taht kurmuş o dördüncü kelebek temsil eder.

Diğer üç aşamanın cazibesi öyle çeker ki insanları dördüncü aşama geldiği zaman ne yapacaklarını bilemezler. Şaşkınlık, kızgınlık hatta suçlu hissetme arasında yanan kanatlarına üflemeyi bile akıl edemezler.

Evlilikte yaşanan sorunlar konusu da tam burada başlar.

Evlilikte Yaşanan Sorunlar Neden Önemlidir ve Çözüm Yolları Neden Biran Önce Bulunmalıdır? 

Bir felaket anında bana, “sadece bir şeyi kendin ile kurtarabilirsin seç hadi!” deseler düşünmeden “aile” mefhumunu alır çıkarım oradan. Çünkü aile toplum inşasının atölyesi gibi birazda. Oradan çıkan ürün ne kadar kaliteli olursa toplum refahı o kadar artar, bu hiç şaşmaz. Evlilikte yaşanan sorunlar tüm toplumu direkt etkiler.

Kötü giden evlilikleri biraz da ıslah edilmeyen derelere benzetiyorum. Uzaktan iyidir, hatta etrafına çiçek falan ekilir ama; yanına yaklaştıkça dereden gelen koku sizi rahatsız etmeye başlar. Kötü evliliklerde dışarıdan bakıldığı zaman kendi eksenini sadece ilgilendiriyor zannediyoruz. Aslında tüm toplumu etkileyebilme kapasitesine sahip hepsi.

Bütün kavramların çorba yapıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu bir felaket mi yoksa yeni çağ mecburiyeti mi onu ben de bilemiyorum.

Kadınların aslında kadın gibi olmamaları gerektiği, erkeklerin isterse kadınlara benzeyebilme haklarının olduğu, kaşığa bu kaşık demenin ayıp sayıldığı portmantoya şemsiye asanın toplum tarafından dışlandığı acayip kafa karıştırıcı bir zamandayız. En iyi kuaförler erkeklerden çıkarken kadınların otobüs şoförlüğü yaptığı aynı zaman da çok enteresan zamanlar bunlar aslında. Evlilikte yaşanan sorunları çok görmemek lazım bu yüzden.

Öz’lerin kaybolmasının adına Öz-Gürlük denen, tutsaklığın tanımının değiştirildiği kafası karışık çağlar. Babalar baba olmayı sorguluyor anneler enişte olabilme yarışında. Kavun ortada ben karpuzum diye geziyor tadının armuta benzediğini iddia ediyor gibi bir durum şu yaşadıklarımız.

Toplumun değişmesi o toplumun olmazsa olmazlarındandır. Hiçbir toplum hareketsiz değil bu kesin. 20 yıl önceki aile yapısı ile bugünü kıyaslayıp “ah nerede o eski zamanlar” demek de biraz romantiklik geliyor bana.

Değişim, -bu insan için ya da toplum için olması fark etmez- sürekliliğin sağlanmasına katkı sağlar.

Bu yüzden de her durum her insan her zaman her mekân kendi içinde değerlendirilmeli.

Durum böyle olunca da ortaya trajikomik manzaralarda çıkmıyor değil. Ancak ben işin komik bulunamayacak kadar önemli olduğunu düşünenlerdenim.

Hatta iddiamı bir adım ileriye taşıyor ve diyorum ki: Aile elimizde kalan son kale. O düşerse hepimiz mahvoluruz.

Hayatın bir yolculuk olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz sanırım. Ve bu yolculuk esnasında yanımıza yeni yeni insanlar katarak bu yolculuğu tamamlarız. Hemen yanı başımızda yürümesini istediğimiz kişiyi de “eş” diye isimlendiririz.

Ancak yanınıza aldığınız insanların aynı istikamete sizin ile yürümeleri için buna razı olmaları gerekir.

Sizinle aynı istikamete yürümek istemeyen insanların ellerinden, kollarından ne kadar çekiştirmeye çalışsanız da bir yerde artık siz de yorulur onu zorlamaktan vazgeçersiniz.

İşte bu yüzden de bir erkeği ya da kadını elinizde tutmaya çalışmak yerine elinden tutmaya çalışın. Eğer ellerinden tutarsanız, o yolu bazen güle güle bazen de ağlaya ağlaya ama mutlaka seve seve sizinle yürümek isteyecektir. Zaman zaman siz tökezlerseniz kolunuza girecek zaman zaman da o düşünce siz onun yerden kaldırırsınız ama mutlaka bu gönüllü yoldaşlığı yol arkadaşlığını size zevk vererek sonlandırırsınız.

Bunu sizinle birlikte yapmaya niyetli birisini bulunca elini sıkı sıkı tutun, ona kendinizi anlatın, onu dinleyin, düşüncelerine saygı duyun, sevin yeter ki.

O zaman yolun taşlarını birlikte döşersiniz, istikamete birlikte karar verirsiniz ve ancak o zaman elinizde tutmaya çalışmaz, birbiriniz için, her şeye ve herkese rağmen, orada olacağınızı bilirsiniz.

Evlilik Eğitimi Neden Önemli?

Bir ehliyet sınavında herkes aynı derslere girmek ve sonunda başarılı olmak zorunda olur bilirsiniz. Yetkililer de kimseye bu konuda imtiyaz tanımaz.

Mesela sağlıkçılara sen ilk yardım sınavına girmek zorunda değilsin zaten bu konunun eğitimini almışsın demiyorlar. Makine mühendislerine motor dersinden muafsın diyen olmuyor. Trafik polisisin diye trafik derslerinden azat olamıyorsun.

Çünkü ehliyet sahibi olmak ciddi meseledir çünkü bir ehliyeti hakkı ile hak etmek demek bir sürü insanın hayatının kurtulması anlamına gelir.

Bir sürü insanın hayatını etkileyen bir boşanma sonrasında geride bir sürü enkaz bırakan evlilik konusunda aynı hassasiyeti bir ehliyet alma konusunda göstermiyor oluşumuzun birçok nedeni var.

“İnsanlar özgürdür ve kendi hayatlarının kontrolü onlarda olmalıdır” gibi romantik söylemlerin arkasına sığınıp inisiyatif alamama durumuna kılıf uydurma çabası diyorum ben.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Etiketler
slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi