Hakkımda En Çok Merak Ettikleriniz

Aşağıdaki soruların haricinde 927 kişi de yaşımı, evli olup olmadığımı, güzel mi çirkin mi olduğumu falan sormuş. Magazinsel bulduğum ve işime gelmediği için cevaplamıyorum. 🙂

Soru: Ne tür kitaplar okuyorsun? ( 47 kişi sormuş)

Elime ne geçerse demeyeceğim. Çünkü bu çok konforsuz bir şey. Genelde bilgi ve birikime güvendiğim yazarların kitaplarını set halinde alır hepsini aynı anda okurum.

Soru: Karnından konuşma anladık okuyorsun da kimleri isim, eşkâl, adres ver?

Ben bunun çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Benim kanadığım yerler ile sizlerin kanadığınız yerler aynı değil. Dolayısı ile bana şifa olan ile sizlere şifa olabilecekler satırlar da aynı olmaz. Bir insanı tanımadan kitap tavsiye etmeyi doğru bulmuyorum. Nuri Pakdil, Cemil Meriç, Erich Fromm okurken mest olduğum yazarların başında…

Soru: Bu kadar donanım sahibi olmanız çok kitap okumanıza mı bağlı acaba?

Donanım sahibi olduğumu düşünmüyorum, ama bunun için çaba sarf ettiğimi söyleyebilirim. Sadece kitap okumak ve hep sizin gibi söyleyen, düşünen insanlara kulak vermek hayali bir çemberin içinde sınırlara takılıp dolaşmaya benziyor. Farklı seslere kulak kabartıyorum bu yüzden. Sistematik bir öğrenme metodum var, belki ileride bunu nasıl yaptığımın şablonunu çizebilirsem bu meseleyi yazmak istiyorum.

Soru: Neyi merak etmemizi isterdiniz?

Bu soru bana çok orjinal gelmişti. Ruveyda Çetinkaya sormuş. Aslında hiçbir şeyi merak etmenizi istemezdim. Ben kendimden emin değilim ki size benden bahsedeyim uzun uzun.

Soru: Neden Fosyolojik?

4 yıllık üniversite diplomasına sahip herkes artık -olog ekini koyuyor ünvanının yanına. Ünvansız yaşayamaz tek bir adım atamaz hale geldik. Herbokologlar dünyasında sıradan insan bulmak neredeyse imkansız. Kendi içsel yolculuğunu bile doğru düzgün yürütemeyen insanlarız ama hep bir “çekilin ben doktorum” havasındayız. Fos-Yoloji de bu tip insanların aslında ne kadar “fos”olduğu ile alakalı bir göndermeydi. Güzel de oldu.

Soru: Nasıl böyle yazıyorsun, bu yazı olgunluğuna erişmek için neler yaptın, kaç yılını aldı? ( 56 kişi sormuş)

Orhan Gencebay’dan bir gün katıldığı bir programda canlı şarkı söylemesi istenir. Saz çalması için de çok ısrar ederler. Neredeyse sazın profesörü olmuş bu insan “prova yapmadım” diye bu teklifi reddeder. İlk duyduğum zaman çok etkilemişti bu beni. Başkası olsa (mesela ben) abartılı bir öz güven ile alır sazı elime çalardım. Ama o prova yapmadım diye saz çalmak istemiyordu.

Yazı yazmayı da buna benzetiyorum ben. Aslında her mesele buna benziyor. Antreman yapmanın sadece spor yaparken işe yarayacağını düşünmemek lazım. İyi yazmak isteyen, bu işi gerçekten ciddiye alan herkes yayınlamasa bile devamlı yazmalı farklı yazım teknikleri denemeli.

Ben de genelde öyle yapıyorum, yayınlamadığım yüzlerce yazım var diyebilirim bu yüzden.

Soru: Bir insan nasıl kendini sıfırdan yetiştirebilir bunun için neler yapması gerekir? (benzer 7 soru)

Sanki ben olayı çözmüşüm de olmuşum da unu eleyip duvara asmışım gibi bana sormanız beni çok utandırdı. Acaba dedim dışarıdan bu işi çözmüş biri gibi mi görünüyorum.

Olmayan, yanmayan ve ham olan biri olarak şunu sadece diyebilirim. Bir yerlerden başlamak lazım arkadaşlar. Başkası 10 okuyorsa siz 2 okuyun ama düzenli şekilde öğrenmek için zaman harcayın.

Soru: Genelde Sizin (!) Meslek grubuna mensup kişilerden alışkın olmadığımız bir tavrınız, tarzınız ve dünya görüşünüz var. Sosyal medyada özellikle bu konularda aktif ve etkin , bilinclendirmekten çok kendi hayran kitlesini oluşturmaya çalışanlardan sizi ayıran sebep bizce malûm. Sizce nedir?

Taner Kıran sormuş. Dünya ile işim yok sanırım en çok bu konuda ayrışıyorum. Dünyaya önem atfetmeyince nefsi davranmıyorum sanırım. Kavgalar, öne çıkmalar, ego yarışları, alınabilecek olası iltifatlar o kadar saçma geliyor ki bana, bunlar için çabalamayı çok gereksiz buluyorum. Sanırım bu aura da beni takip eden arkadaşlarıma yansıyor.

Soru: Sizi takibe başladığımdan beri beynin de bir dili olduğunu kanaatindeyim. Lakin beyindekileri dile dökmeyi becerebilmenin bir marifet olduğunu anladım. Kisacasi düşünceleri kaleme almanın yada dile dökmenin kolay yolu nedir?

Hasan Üstbay sormuş. Samimiyet ve ansiklopedik üsluptan uzak durmak. Bakır hakkında bilgi sahibi olmak için kimse sizi okumaz ansiklopediler var, internet var, ders kitapları var bunun için. Ama insanlar Bakır keşfedilince toplumlar nasıl ilerleme kaydetti konusunda değişik fikirler okumak isteyebilir. Yazma konusunda sizi diğer insanlardan ayıracak en önemli nokta da bu sanırım. Samimi ve “ben de sizdenim” üslubu her zaman kendini okutmayı başarır.

Soru: Ben seninle alakalı her şeyi çok merak ediyorum… boyunu kilonu yaşını açık mısın kapalı mı? Siyasî görüşün var mi? Dini konular da akil aldığın yada aâa şu daha mantıklı konuşuyor dediğin biri var mi? Yoksa niye yok?

Emine İnci sormuş. Belirli bir siyasi görüşüm yok. Kendimi muhafazakar olarak nitelendiriyorum. En büyük hayalim bir gün Golan Tepeleri’nden İsrail’e doğru bakarak ” Sen de az şerefsiz değildin İsrail” derken kahve içebilmek. Dini konularda akıl aldığım bir insan, bir cemaat, bir tarikat yok. “Neden yok” sorusunun cevabına “çünkü zamanında çok oldu” diye yanıt verebilirim.

Soru: Kitabınızı da okudum gerçekten bir nefes aldırdı bana acaba aynı şeylere bakıp aynı yönde ilerlememize rağmen nasıl bu kadar bilinçli olabiliyor etrafınızı iyi gözlemleyebiliyorsunuz ?

Ezgi Altınsoy sormuş. Sosyoloji mezunuyum. Haliyle insanları ve toplumu gözlemleyip çıkarımlar yapmak için eğitildim. Diğer sosyologlardan bir farkım varsa o da insan denen canlıya hayran oluşumdur. İnsan üzerine kurulmuş film platosunda başrol oyuncusunu çok merak ediyorum. Merak ettiğim şeyi de devamlı izlemek hoşuma gidiyor. 🙂

Soru: Aslında en temel sorum şu olacak. Zamanı nasıl kullanıyorsunuz. Bize tavsiye ettiğiniz zenginleştirilmiş bir zaman dilimi var mı? En çok yakindigimiz şey zaman bulamama. Siz bir gününüzü nasıl değerlendiriyorsunuz.

Gülsen Ulaş sormuş. Eskiden benim de en çok şikayet ettiğim konuydu bu. Gerçi hala tam olarak zamanımı doğru yönettiğimi söyleyemem ama bu konuda çok ilerleme kaydettim.

Ben etkin öğrenme ve kaliteli zaman geçirme konusunda interneti etkin kullanıyorum. Bana göre öğrenmek için masa başında oturmaya gerek yok. Bu gereksiz bir stres ve artı zaman kaybı sağlıyor.

Nasıl Öğreniyorum?

Aylık çalışma programı hazırlıyorum kendime. Şunları öğren, şunları oku, şunları izle, şunları dinle şeklinde.

Any.do isimli telefon uygulamasından da bu aylık programımı kaydediyorum. Gerekli yerlere alarm kuruyorum. Gideceğim yolu bilince artı stres yaşamıyorum bu sayede.

En çok kullandığım uygulamalar Udemy, Netfliks, Spotify ve Storytel uygulamaları. Aylık buralardan seçtiğim kitapları, dersleri film ve belgeselleri belirliyorum.

Bana göre bir okunacak kitaplar var bir de dinlenecek kitaplar. Bunun için sesli kitap uygulamaları benim için çok değerli. Tolstoy, Stefan Zweig gibi yazarların kitaplarını oturup okumaya gerek yok bence. Yemek yaparken, trafikte giderken dinlenebilecek öyküler çoğu.

Spotify’da Podcast kanalları var. Oturup Demet Akalın dinleceyeğime Podcast dinliyorum.

Ayrıca:

  • Kitap Tavsiyeleri için BURAYA
  • Belgeseler tavsiyelerim içi BURAYA
  • TED talk konuşmaları için BURAYA
  • ve film Tavsiyelerim için de BURAYA bakabilirsiniz.

İzlediğim ya da okuduğum şeylerin hepsi burada yok elbette. Zaman eklemek istediğim çok şey var ama o da bende yok 🙂

%d blogcu bunu beğendi: