Franz Kafka / Dönüşüm

Bir sabah kalktığında kendini böcek gibi hissetmenin nasıl olacağının hikayesini yazmış Franz Kafka. Kahramanı Gregor Samsa sabit bir işi olan, patronları tarafından aşağılanan, sanayi devriminin hemen sonrasında yaşamış biri. Yıllarca her sabah uyandığında kendini böcek gibi hissetmiş, ağır iş koşulları yüzünden. O dönemler “Mobbing” gibi kavramlar da keşfedilmeyince patronlar işçilerine karşı son derece acımasız psikolojik şiddetler uygular ve Gregor’da bu şiddetten fazlası ile nasibini alır.

Toplumun kendi gibi olmayanlara hoşgörüsüzlüğünü, tahammül edemiyor oluşunu da çok güzel betimleyen Kafka; ayrıca bu kitap da sebep ne olursa olsun dışlanan insanların ne hissettiğini de çok güzel betimlemiş.

İşe gitmek için o sabah kalktığında Samsa, bu defa gerçekten böceğe dönüştüğünü görür ve hayatı değişir. Franz Kafka’nın “Dönüşüm” kitabının hikayesinin konusu da bu aslında: Hayat şartları ile istemedikleri şeylere dönüşen insanlar ve dönüşmüş insanların toplum tarafından kabul edilmeme süreci…

O sabah kalktığında Samsa, bu defa gerçekten böceğe dönüştüğünü görür ve korkunç bir dışlanmaya maruz kalır. Franz Kafka’nın “Dönüşüm” kitabının hikayesinin konusu da bu aslında: Toplum kendi gibi olmayanı dışlar!

Önceden eve para getirdiği için ailenin gözbebeği olan Gregor, böcek olduktan sonra gözden düşer. Etrafında dönen annesi bile o işe yaramaz bir böcek olunca ondan tiksinmeye başlar. Onu anlamaya çalışmak yerine sanki olanlardan o suçlu gibi davranırlar. Gregor psikolojil bunalımlar yaşar yemek yiyemez hale gelir.

Samsa bir gün ağır yaralanır ve bir böcek olarak bu dünyadan ayrılır. O ölünce aile o kadar mutlu olur ki hemen kendi hayatlarına dair planlar yapmaya başlar. Burada da evde bakıma muhtaç birinin varlığının aileyi nasıl zor duruma soktuğunu anlıyoruz. Tabi bir de canın her zaman canandan önce geldiği gerçeği ile de yüzleşiyoruz. 

Başka hayatları anlama adına bir adım atmak için okumanızı tavsiye ediyorum.

Dönüşüm Kitabında En Beğendiğim Yerler

“Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.”

“Paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?”

“Biraz daha uyusam bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim?”

“Ölmekten müthiş bir şekilde korkuyordu çünkü henüz gerçek anlamda yaşamamıştı.”

“Müzikten bu denli etkilendiğine göre, bir hayvan mıydı gerçekten?”

“İnsanı büyüklüğe götürecek yol, ancak onun küçüklüğünden geçer.”

“Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter.”

“İçtenlikten uzak, asla sürekliliği olmayan insan ilişkileri. Hepsi yerin dibine batsın!”

“Ölüm, bir hayata son veriyor; ama bir ilişkiyi bitiremiyor…”

“İçimde nelerin olup bittiğini, neler hissettiğimi açıklayamam size.
Kendime bile.”

Ezgi Akgül

Bir başka tavsiye edebileceğim kitap “Yeraltından Notlar” için ŞURAYA bakabilirsiniz.



Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir