Gelin Evi

Gelin Evi mi elm sokağı mı belli olmayan, en çenesi kuvvetlinin kazandığı bir program vardı geçen yıl ekranlarda. Bu yıl da var mı bilmiyorum.

Haftanın sonunda belli bir tutar için birbirlerini konsollarından, yemeklerine, avizelerinden bulaşık makinalarına kadar eleştiren kadınların soğuk savaşlarını anlatıyorlar.

Dış mekan çekimi yapamayan geline burun kıvrılan, balayına gidemeyen gelinin aşağılandığı, sadece bir bulaşık teli için on dakika yorum yapılan üstelik tüm bunların kadının yatak odasında, yatağının başında yapıldığı tuhaf bir alem. Arada yatak yumuşak mı değil mi diye denenen programı izlerken kabus görüyorsun hissi uyanıyor insanda.

Gelin ve Mutfaklar

“Geçeyim şunları suç bende!” diyor diğer kanala geçiyorsun.

Gelinim Mutfakta adı altında yemekten başka her şeyin konuşulduğu, ocakta entrika hırs ve dedikodunun pembeleşinceye kadar kavrulduğu sonra gerilim müzikleri ile kıskançlığın, iftiranın aç gözlülüğün kaynanalar tarafından oylandığı adının da “Gerilim Mutfakta” olarak değişmesi gereken başka bir programa denk geliyorsun.

Karşısındaki muhatabını en iyi incitebilen en doğru lafı en uygun zamanda sokabilene bilezik hediye ediyorlar çocukların gözü önünde.

Gelin Ve Kaynanalar

Onu da geçiyorsun, beş kaynana beş gelinin yarıştığı programa denk geliyorsun. Her gün birinin evinde yemek yapılıyor ve kaynanalar bu yemeklere puan veriyorlar. Kocaman yaşını başını almış, otobüste görsen yer vereceğin, yolda görsen elinden tutup karşıya geçireceğin yaşlı kadınların para için nasıl insanlıktan çıktıklarına, çıkabileceklerine şahit oluyorsun.

“İş var yapılacak” desen dizinde battaniye ile köşesinden kalkmayan kadınların sırf para için nasıl yalan söylediklerine, dil kası yaparken “hiç de ay ay beliiim valla artık hiç halim yok yaşlandım” demediklerini gözlerin açık izliyorsun.

Gelin Ve Diziler

Akşam oluyor televizyonların hemen hemen hepsinde kadının kadını ezdiği, arkasından iş çevirdiği, dedikodu yaptığı, ayağını kaydırdığı ve bunların çoğunu ya para ya makam için yaptığı dizilere denk geliyorsun.

Hiç bir kadının diğerinin yükselmesine izin vermediği bu tiplerde en cadı olanın hep kazandığı en sessiz ve mazlum olanın köşesinde sümüklü sümüklü ağlatıldığı bu diziler ile “ezmezsen ezerler” kafasına sokuluyor kadınlar.

Gelin Ve Çocuklar

Bütün gün bu algıya maruz kalan kadınların da çocuklarını yetiştirirken merhametten, hak yememekten, diğerkam olmasını bekliyoruz? Şu programlar ile bilenen kadın, çocuklarını da aynı öfke ile büyütüyor. Çevresine karşı sabırsız, okulunda problemli, arkadaşları ile geçinemeyen bir tip çıkıyor ortaya.

Sonra o çocuklar toplumun başına dolandırıcı, hırsız, katil olarak bela oluyor. Bir başkasına ya da kendi durumuna bizzat tahammül etmeyi öğrenmeyen, sabrın nezaketin ne olduğundan habersiz nesil yetişiyor.

Gelin Ve Toplum

Farklılıkları olabilecek en incitici dil ile eleştirmenin bir marifet olduğunu zanneden, sabretmenin erdeminden habersiz, dilini her gün bileyen ve ilk fırsatta muhatabının haysiyetine saplayan tuhaf bir topluma dönüşmeye başladık.

En iyi slogan atanların tribünlerce deli gibi alkışlandığı amigolardan farkımız yok.

Ezgi Akgül

Konu ile alakalı bir başka yazı “Televizyon Bağımlılığı Ve Toplum” yazısına da göz atabilirsiniz.


Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir