Genç Werther’in Acıları Kitap Analizi / Johann Wolfgang Von Goethe

Genç Werther’in Acıları Kitap Analizi / Johann Wolfgang Von Goethe

Genç Werther’in Acıları kitabını yorumlamadan onun acılarına göz atmadan önce sanırım kitabın tarihsel sürecine de göz atmak gerekiyor. Johann Wolfgang Von Goethe, Genç Werther’in Acıları kitabını tam iki hafta gibi kısa bir sürede yazmış. Hem de bu kadar dolu dolu bir kitabı.

Genç Werther’in Acıları kitabını okuyan dönemin Almanya’sında gençler intihar etmeye başlayınca da kitap yasaklanmış. Hatta o zamanın gençleri Wertner ve onun hayatından o kadar etkilenmiş ki mavi ceket ve sarı pantolon modası başlatmışlar kendi aralarında.

Goethe asistanlık yaptığı dönem, birlikte çalıştığı ve nişanlı olan bir kıza aşık olmuş. Aynı tarihte arkadaşı olan Wilhelm yasak bir aşk yüzünden intihar etmiştir. Kendi yasak aşkını ve arkadaşının intiharını birleştirip bu mektupları ortaya çıkarmıştır.

Kitabın konusuna geçecek olursak, Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Aşık olduğu zaman Lotte nişanlıdır ama kendine engel olamaz daha sonra da Lotte evlenir. Wertner onu sevmeye tüm kalbi ile devam eder ve ona olan aşkını da arkadaşlarına mektuplar ile anlatır.

Buraya kadar her şey sıradan görünüyor olabilir ama kitabın yazarının adı Goethe olunca kitap elinizde sanat eserine dönüşüyor. Varoluşsal hesaplaşmaları, toplumsal baskıların insana hissettirdiği suçluluk duyguları Wertner’in dili ile harika anlatılmış.

İnsanın ruh dünyasında gezinti yapmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim.

Genç Werther’in Acıları Kitap Alıntıları

“Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda felaketinin de kaynağı oluyor.”

“Siz insanlar,” diye haykırdım, “bir şeyden söz ederken, ‘bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür’ diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız.”

“İnsanlar bugüne katlanmak yerine, hayal güçlerini seferber ederek geçmişin kötülüklerini çağrıştıracak hatıralarla meşgul olmasalar, daha az acı çekerlerdi.”

“Sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım!”

“Tanrı’ya, onu bana bağışlaması için dua edemiyorum; ama yine de o sanki bana aitmiş gibi geliyor. Tanrı’ya, onu bana vermesi için dua edemiyorum; çünkü o bir başkasına ait.”

“Bu dünyada nadiren iki insan birbirini anlıyor!”

“İnsanoğlunun kaderi bu mu? Aklını kaybetmeden önce mi mutluydu, kaybettikten sonra mı?”

“Hiçbir şey yalnızlıktan daha tehlikeli değildir.”

“İçimden, göğsümü parçalamak ve beynimi dağıtmak geliyor; insanların, birbirleri için ne kadar az bir anlamı var.”

Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?

Ah, birazcık kaygısızlık beni dünyanın en mutlu insanı yapabilirdi…

Sabahları uyanıp parıldayan güneşi gördüğümde, “Al işte, yine cenneti andıran bir gün ve yine insanlar bunu mahvedecekler” diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Benim bildiklerimi herkes bilebilir,bana özgü olan ise yanlızca yüreğim.

Öldürücü hastalıklara beden niçin dayanamıyor? Çünkü karşı koyacak gücü azalıyor, bitiyor. Örneğin; hastalık öyle azılıdır ki ilaç kar etmez, artık yaşamı eski yoluna konamaz. Şimdi bunun manevi olarak ölçüsünü bulalım. Morali olduğu gibi çökmüş, kolu kanadı kırılmış birini göz önüne getiriniz. Herşey onun üzerinde nasıl bir etki bırakıyor, düşünceler onda nasıl sertleşip duruyor ve nihayet, karasevdaya yakalanıp nasıl benliği elden gidiyor, yıkıma uğruyor. Aklı başında, keyfi yerinde bir adam o biçareye dilediğince öğüt versin, palavra atsın. Ölüm döşeğindeki hasta, çevresindekilerin sağlıklı olmasından ne anlar…

Etiketler
slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi