Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesi

Aklıma gelen, benim beğendiğim ve çok istifade ettiğimi düşündüğüm bir çok kitap var. Bunlardan bazılarını buraya aldım. Ancak mutlaka okunması gereken kitaplar herkesin elbette farklı farklıdır. Eğer bir Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesi yapıyorsanız bunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Çünkü benim eksik ve kanayan yanlarım ile sizin size fayda edecek ilaçlarınız çok farklı. Bu yüzden bu listeyi de öyle değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum. Genel kültürü artırmak için okunması gereken kitaplar listesi herkesin kendi yaşamına göre değişebilir bu yüzden.

Biraz fikir vermesi açısından iyi olur diye düşündüm.

Listede okuyanın dünya görüşüne uymayan yazarlar görebilirsiniz. Kimi çok dindardır mutlaka okunması gereken kitaplar listesinde “Nietzsche’nin ne işi var?” der ya da tam tersidir “hayırdır Özdenören’in işi ne ya bu listede? Mutlaka okunması gereken kitaplar listesi ile ne alakası var?” diye sorar.

Ancak şöyle bir durum var, okuduğunuz kitapları böyle seçiyorsanız bu listeden arkanıza bakmadan uzaklaşın derim. En son dünya görüşünüzü en son okuduğunuz kitap belirliyor ve öyle kaygan bir zeminde ilerliyorsanız hayat yolunda, yine bu liste pek size göre olmayabilir.

Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitap Listesi Neden Önemli Neden Yaptım?

Hep bir yarış içinde olduğumuz bu dünyada artık sadece Fransız ihtilalinin tarihini bilmek yetmiyor fransız ihtilalini yorumlamak da gerekiyor. Zamanımız çok az ve yapacak çok şeyimiz var. Mutlaka okunması gereken kitaplar listesi de bu yüzden benim için önemliydi.

Bir de bana hep “ne okuyalım?” sorusu çok geliyor. Bunun için de elimde mutlaka okunması gereken kitap listesi olması gerekiyordu.

İyi okumalar dilerim…

1- Incognito – Beynin Gizli Hayatı /David Eagleman

Son zamanlarda okuduğum ve beni gerçek manada doyuran kitaplardan birisi Incognito – Beynin Gizli Hayatı kitabı. Beyin ve beyinle alakalı veya beyinle alakalandırabileceğimiz konular bilimsel ( nörolojik) olarak değerlendirilmiş ama bizim dilimiz ile. Hala bilim adamlarının çözmeye çalıştığı bir sistemi bu kadar güzel ve anlaşılır anlatan başka bir kitap ile karşılaşacağınızı zannetmiyorum.

2- Dinle Küçük Adam / Wilhelm Reich

Roket gibi bir kitap okumak güzel bir dayak yemek ama sonunda rahatlamak ister misiniz? Bu kitabı okuduğum zaman aynen bu duyguları hissetmiştim. Kitap, REİCH’İN Küçük Adam diye tabir ettiği asalaklara bir isyanıdır. Hiçbir insiyatif almadan yaşayan insanları tokatlamasıdır da diyebiliriz.

3- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği / Milan Kundera

Milan Kundera’nın kadın, erkek ve aile ilişkileri, siyasi otorite, geleneksellik, bireysel özgürleşme konuları etrafında kurulmuş olan romanında, arka planda da Çekoslovakya tarihi, Sovyetler Birliği’nin bu ülkeyi işgali ve Prag Baharı gibi önemli toplumsal olaylar anlatılıyor. Ama kitabı elime alış sebebim bunlardan hiçbiri değildi, bu bilgileri bir şekilde yine öğrenirsin. Ben genel olarak felsefe ve edebiyatın harmanlandığı kitaplara bayılıyorum ve bu eser o türün baş yapıtlarından bir tanesi.

4- Sana Gül Bahçesi Vadetmedim / Joanne Greenberg

Bir şizofrenin dilinden kendi hayat hikayesini okumak isterseniz bu kitabı tavsiye edebilirim. Yarısı kurgu çoğu gerçek olan bu hikayede başka bir dünyayı daha yargılamadan önce anlamanın dayanılmaz hafifliğini hissedeceksiniz. Sana gül bahçesi vaadetmedim kitabını okuduktan sonra kendinizi rahatsız olmak ile rahatlamak arasında bir yerde hissedeceksiniz.

5- Ermiş / Halil Cibran

55 sayfacık bir kitap Ermiş. Ama size hissettirdikler 5555 sayfaya eş değer. Ermiş’in her konuya dair bir fikri var, aşka dair, ölüme dair, dine dair, dostluğa dair… Onlarca konuda sayısız düşüncesi var. Bu yüzden bir paragraf okutup beş gün düşündürtebiliyor sizi. Üç defa okudum ve her okumamda ayrı şeyler hissettirdi bana. Halil Cibran’ın siyasi kişiliğini ve dünya görüşünü bir kenara bırakarak okumanızı tavsiye ederim.

6- Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk / Maia Szalavitz

Bazı çocuklar neden kahraman olur da bazıları da acımasız bir sosyopata dönüşür merak ettiniz mi? Köpek gibi büyütülmüş çocuk kitabı işte tam bu sorunun cevabını size veriyor. Okuyup etkilendiğim bana “acaba” dedirtebilen nadir kitaplardan.

7- Tongue Fu (Sözlü Dövüş Sanatı) / Sam Horn

İnsanlarla iletişim kurarken neyi ne zaman, nasıl kullanacağınızı, bir kelimeyi kullandığınızda nasıl sonuç vereceğini örneklerle pekiştiriyor ve size dil konusunda yardımcı olmaya çalışıyor. Bu açıdan farklı bir pencere açıyor insana. Aynı zamanda dil kullanımında yaptığınız hatalardan bahsediyor ve bunların üstüne çözüm odaklı bir şekilde gidiyor. Üstelik bu işlemi yaparken üslubu oldukça sade ve akıcı. Tongue Fu (Sözlü Dövüş Sanatı) kitabını sözün büyüsünü merak edenlere tavsiye edebilirim.

8- Nietzsche Ağladığında / Irvin D. Yalom

Irvin David Yalom, Nietzsche’nin yaşamını ve fikirlerini analiz ederek okuyucuya aktaran felsefik bir roman yazmış. Pardon yazmış dedim yaşamış. Filozofumuz uzaktan anlaşılması güç biri gibi durduğundan insan onun görüşlerine yaklaşmayı ateşe yaklaşmak ile eş değer tutuyor. Cesaret edemiyorsun. Ama Nietzsche’ye yaklaşmak istiyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç noktası olabilir.

İnsan tanımadığı şeyin düşmanıdır sözünün bir karşılığı da Nietzsche bu topraklarda. Allah’ı reddetmiş olması hasebiyle diğer tüm görüşleri çöp muamelesi görüyor. Ancak ben öyle düşünmüyor ve her mevzunun kendi ekseni etrafında incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Aslında tüm meselelere bu pencereden bakınca daha sağlam yol haritaları çıkarabiliriz kendimize. Nietzsche Ağladığında kitabını ilk okuduğum zaman çok etkilenmiş ve bendeki tüm önyargıları yıkması açısından da önemli bir yere konumlandırmıştım kitabı. Kitap Nietzsche’nin görüşlerini roman tadında anlatıyor ve onunla empati yapmamızı sağlıyor.

9- Semerkant / Amin Maalouf

Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Melik Şah gibi karakterleri öyle güzel tasvir etmiş ki yazar bir tarih koridorunda onlarla beraber yürüyor gibi hissediyorsunuz. Semerkant sokaklarında konuşa konuşa ilerlediğiniz bu insanları ve tarihi anlaaya çalışıyorsunuz. Türklerin biraz ayıplanıp İran’ı da şimdi övdüm geldim dedirten kitabın başka eksik noktası da bana göre yoktu.

10- Kendime Düşünceler / Marcus Aurelius

Kendime Düşünceler, M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan stoacı Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un Yunanca olarak yazdığı bir eser. Dile kolay neredeyse 2000 yıl önce yaşamış bir imparator ne hisseder ne yer ne içer hayatı nasıl yorumlar okumak çok büyüleyici. Eskiyi çok seven antika bir kafa olarak bu kitap beni o kadar etkiledi ki insan isterse aradan çağlar atlasın geçsin hep insan. Üzülüp kırıldığı yerleri hep aynı. Onca bilim ve teknolojiye rağmen insanın ruh dünyası hep aynı durağanlıkta ve cikmazda.

11- Çürümenin Kitabı / Emil Michel Cioran

Genelde insanlar kitap okurken ellerine kahve alır ve bir kenra çekilip huzuru kovalar. Ama bu kitap size huzursuz olmayı vaadediyor. Okuduğunuz her satır inşa ettiğiniz her düşünce duvarına bir tekme atıyor. Bu açıdan bu tarz kitapları çok seviyorum ve Çürümenin Kitabı benim için çok önemli bir yerde duruyor.

12- Huzursuzluğun Kitabı / Fernando Pessoa

Çürümenin kitabı olur da Huzursuzluğun Kitabı olmaz mı? Var tabi. Fernando Pessoa kendi huzurusuzluklarından bahsederken aslında hepimizin huzursuzluklarından bahsetmiş. Eğer intihara meyledecek kadar huzursuz bir dönemden geçiyorsanız bu kitabı okumayın ama bana bir şey olmaz hey yavrum hey modundaysanız mutlaka okuyun derim. Bu kitap Pessoa’nın ölümünden sonra açılan sandığından çıkan dağınık metinlerin birleştirilmesiyle oluşturulmuş. “Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum.” diyerek kitaba başlatan Pessoa, daha sonraları da “İsterim ki bu kitabı okuyunca, şehvetli bir kâbus görmüş gibi olun.” diyor. Gördürüyor da…

13- Sahip Olmak ya da Olmak / Erich Fromm

Benim ne kadar sıkı bir Erich Fromm hayranı olduğumu yakın çevrem bilir. Bu kitap da o hayranlığımı perçinleyen kitaplardan bir tanesi işte. Bu Fromm da tıpkı Hawking gibi insanlık için bir “son” öngörüyor. Hawking’ten biraz farklı olarak bu sonu, insan ve insan ilişkileri üzerinden tanımlıyor. Her halükarda her şeyi meta olarak gören ve “sahip olmak” arzusundan kurtulamayan insanın yaratacağı manevi sorunlar, beraberinde maddi sorunları da getirecek ve felaket kaçınılmaz olacaktır diyor, haklı da…

14- Tarih Hırsızlığı / Jack Goody

Sosyal antropolog Jack Goody’nin Tarih Hırsızlığı adlı kitabı, II. Dünya Savaşı sonrasında beşeri bilimlerin çeşitli alanlarında yayılan bir literatür olan “Avrupa merkezciliği” eleştiren modern edebiyatın bir parçası. Okumanızı tavsiye ederim.

Fuat Sezgin’in “Tanınmayan Büyük Çağ” kitabının ecnebicesi de diyebiliriz. O yüzden Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde olması gerek diye düşündüm.

15- İki Şehrin Hikayesi / Charles Dickens

İki Şehrin Hikayesi tarihi bir roman. Charles Dickens, Bastille’deki fırtınanın öyküsünü, olaydan yaklaşık elli yıl sonra anlatıyor bu romanında. Dickens romanlarını ayrıcalıklı yapan şey yoksulluk ve yoksunluğun ana temalarını grotesk, gülünç ve deli fikirleriyle harmanlayabilmesidir. 

16- Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler / Halil İnalcık

Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Halil İnalcık Hoca’nın en zevk alarak okuduğum kitaplarından birisi. Toplam 18 ayrı makalesinin kitaplaştırıldığı bu eser doğru bildiğimiz çoğu yanlış ile yüzleştiriyor bizi. 
Anadolunun Türkleşme sürecinden başlayarak, Avrupa’da yayılan protestanlığa Osmanlı’nın etkilerine kadar 18 bölümden oluşuyor. Ve her bölüm ayrı doyuruculuğa sahip.

Halil İnalcık adı o kadar önemli ki benim için, Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesine en az bir kitabını koymasam rahat uyuyamazdım.

17- Freud Bu İşe Ne Derdi? / Sarah Tomley

Eski çağlarda yaşayan çok ünlü psikologlar modern çağ sorunlarını nasıl çözerdi hiç düşündünüz mü? Sarah Tomley bunu düşünmüş ve ortaya enfes bir kitap çıkartmış. Freud Bu İşe Ne Derdi? son günlerde eğlenerek okuduğum çok nadir kitaplardan. “Freud” adı genelde popüler ve ilgi çekici olduğundan sanırım kitap bu adı almış, ancak kitabın içinde ünlü ünsüz bir çok psikoloğun da görüşleri var. 

Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinin en başlarında bu kitap gelmeli.

Kitap ağır bir psikoloji kitabı değil halk için yazılmış, hatta felsefeyi ya da psikolojiyi sevmek ya da çocuklarınıza sevdirmek isterseniz o işi daha iyi görür. 

18- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya kitabını 1930’larda yazarken nasıl bir kafa yaşadı çok merak ediyorum. Zaten ben genelde  bu tip kafaları merak etmenin dışında ayrıca hayranlık da duyuyorum.  Tarz olarak 1984’e çok benziyor ama öngörü tutarlılığı açısından George Orwell’ın 1984 kitabından bir tık önde olabilir. Her iki kitap da konformist insanın baskın ideolojiler tarafından  nasıl tehlike olarak gösterildiğini anlatıyor. 

19- Körlük / José Saramago

Körlük romanının okumaya meraklı herkesin bildiği bir hikayesi vardır. Kitabın Portekizli yazarı José Saramago bir kafede oturur. Siparişini beklerken de ” Acaba tüm insanlar kör olsa nasıl olurdu” diye geçirir aklından. Sonra da modern edebiyatın klasikleri arasına girmeyi başaran “Körlük” romanını yazmaya karar verir.

Edebiyat ödüllerini silip süpüren Körlük, Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesinin en başında olmayı hak ediyor.

20- Kesin İnançlılar / Eric Hoffer

Kitabın yazarı Eric Hoffer okuduğum ve duyduğum en ilginç hayat hikayelerinden birine sahip. Kesin İnançlılar kitabını yazmaya götüren süreç bana göre çok enteresan. 1902 yılında doğuyor ve bilinmeyen bir nedenden dolayı kör oluyor. 15 yaşına kadar kör ve çaresiz bir çocukluk ve ilk gençlik geçiriyor. 15 yaşına geldiği zaman da yine bilinmeyen bir nedenden dolayı görmeye başlıyor.

21- 1984 / George Orwell

Daha önce pek çok kitapta karşımıza çıkan yöneten-yönetilen ilişkisinin doğası 1984 kitabının da ana sorununu oluşturuyor. George Orwell 1984 kitabında “oligarşik kollektivizm” olarak tanımladığı yönetim şeklinin, kitleleri nasıl pasifize ettiğini, onları nasıl sömürdüğünü ve bilinçlerini nasıl egemenlik altına aldığını göstermeye çalışıyor bizlere.

22- Toplumun McDonaldslaştırılması / George Ritzer

Sosyolojiye giriş yaparken okuyabileceğiniz en muazzam ve basit bir kitap olur Toplumun McDonaldlaştırılması kitabı. Amerika toplumları ve toplumların değişim sürecini görebilmek için de güzel bir kaynak olur. Fast food zincirleri, dünyada en çok markalaşan ve kapitalizmin beşiği içinde olan her durum ve markaya ithafen yazılmış yapıt, dünyanın günümüzde yaşadığı koşulları anlatıyor. Öyle ki 1990 sonrası dünya ve insanlarının değişimini, hızlı tüketim anlayışı doğrultusunda gerçek benliğine ulaşamayan insanları ve kalabalıklar içinde yaşayan yalnız kimseleri de sosyolojik bir dille anlatıyor George Ritzer.

23- Göğü Delen Adam / Erich Scheurmann

Sürekli yenilikçi, elde etmek uğruna gerçek değerlerden uzaklaşan; egoizmin içine hapsolmuş, kapitalist bir düzeni benimseyen beyaz adamın dünyasını anlatır Erich Scheurmann, Göğü Delen Adam kitabında.

Yaşadığımız çağın, insanı ne hale getirdiğini, onu özünden ve değerlerinden nasıl kopardığını, tek tipleşen ve sadece ben diyen bireylerin sahte zenginliğinin ardındaki yapay hayatlarını sade ve içtenlikle eleştiren bu kitap, aslında içten içe gerçekten yaşamak istediğimiz hayatın bir önsözü gibiydi.

Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesi yapıp Göğü Delen Adam kitabını unutamazdım.

24- Jules Payot / İrade Terbiyesi

Cemil Meriç İrade Terbiyesi kitabı için: “Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim..” diyor. Yazım tarihi yüz yıl öncesini gösterse de zamanının ötesinde, tam bugün için yazılmış hissi veren bir kitap yazmış Jules Payot.

İçsel bütünlüğümüzü sağlayabilmek için yolları takip ederek, irade ve nefis mücadelesini nasıl yapacağımızı bir batılı gözüyle anlatan harika bir eser bana göre. Yazar önce tembelliğin nedenleri ve irademizin düşmanlarını irdeliyor. Sonra boş kalan zihnin olumsuz şeylerle dolacağından bahsediyor. Yani Jules Payot İrade Terbiye kitabında tam olarak bir gencin tembellik kıskacından nasıl kurtulabileceğini anlatıyor.

25- Türkiye’nin Maarif Davası / Nurettin Topçu

Milli eğitim üzerine gerçekten kafa yorulmuş, eğitim politikalarının, okulların, öğretmenlerin, toplumun, ahlak kavramının ve bir çok konunun incelendiği son derece önemli ve güçlü bir eser. Nurettin Topçu Türkiye’nin Maarif Davası isimli eserine “Gençlik geleceğin tohumudur” sözleri ile başlıyor. Bu cümle tüm kitabın özeti de diyebiliriz.

Her nekadar kitabın adında maarif yani eğitim geçse de bu kitap Türkiye’nin toplumsal yapısına nesnel bir bakış ve yol gösterici gibi.

26- Gül Yetiştiren Adam / Rasim Özdenören

Kitabın öncelikle Rasim Özdenören’in yazdığı ilk ve tek roman olduğunu belirterek başlayalım. Başlarda karışık gelen fakat sonunda içimi burkan “ah be” dedirten bir roman oldu benim için Gül Yetiştiren Adam kitabı. İçinde iki farklı hikaye anlatılıyor. Biri gül yetiştiren adamın hikayesi. 50 yıldır evinden çıkmayan bir adam o. Diğeri ise Sitare ve onu sevdiğini sanan adam arasında geçiyor. Rasim Özdenören Gül Yetiştiren Adam kitabında adamın kafa karışıklığını romanın sonuna kadar öyle güzel kurgulamış ki, insan hayret ediyor sonuna geldiği zaman.

27- Beş Şehir / Ahmet Hamdi Tanpınar

Hepimizin bildiği gibi bu eser, sırasıyla Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlatıyor. Bu şehirleri anlatıyor derken bir gezi rehberi şeklinde anlattığını düşünmeyin lütfen. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir kitabında bu şehirleri anlatırken, o şehirlerin geçmişten günümüze taşıdıkları medeniyet mirasları ile anlatıyor. Onun satır aralarında geçmişi ve bugünü kıyaslama olanağı buluyorsunuz. Bu yüzden sıradan bir gezi yazısı değil elimizdeki Beş Şehir. Başlı başına bir cerrahi müdahale bence; masasına hatıraların, yaşanmışlıkların olduğu beş farklı şehri yatıran ve eline tarih, din, sosyokültürel yapı gibi neşterleri alan bir cerrah olarak çıkıyor karşımıza Tanpınar bu eseriyle.

28- Bu Ülke / Cemil Meriç

Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum: “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak… Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok…” Cemil Meriç’in Bu ülke kitabı için hala aynı şeyleri hissediyor oluşum tesadüf olamaz. Çünkü kitap yıllar önce yazıldığı halde her satırı bugünü anlatıyor gibiydi. Bunu nasıl başarıyorlar anlamıyorum. Yıllar öncesinden geleceği yorumlayabildiğim zaman sanırım gerçek bir sosyolog olabileceğim.

29- İnsanlığın Dirilişi / Sezai Karakoç

Sezai Karakoç bu kitabında insanlığın meselesini dünya çapında ele almış. Rönesans öncesi ve sonrası dönemi değerlendirerek özellikle Batı’nın, akabinde gözünü ona dikmiş milletlerin yaşadığı buhranlara bir çözüm arayışına girmiş. Sezai Karakoç İnsanlığın Dirilişi kitabında bunu yaparken edebiyat, müzik, resim alanında ortaya konulan eserlerden insanlığın ruh halini tahlil etmiş, son bölümle de çözüm planını sunmuş.

30- Okulsuz Toplum / Ivan Illich

Okulları insanları yaşlarına göre kronolojik olarak hücrelere sokan hapishane olarak gören Ivan Illich, “Okulsuz Toplum” kitabında daha iyi eğitimin ancak okullardan kurtulursak olacağını söylüyor…

Aynı ilgi alanına sahip insanları bir araya getirmenin daha verimli olacağını sınıf yerine dersin önemli olduğunu savunuyor. Tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi sınıf değil ders geçme sistemini savunuyor yani bi nevi…

31- Cahit Zarifoğlu / Yaşamak

Cahit Zarifoğlu Yaşamak isimli kitabını yazdıktan sonra bunun kadar başka güzel isim bulamazdı sanırım. Bir günlüğe verilebilecek en güzel isim.

Bir kitap düşünün “ne çok acı var” diye başlayan ve “Ruhumuz dar bir şeridin içinden sızılarla geçiyor.” diye devam eden. Bir şair düşünün acının her türlüsünü naif cümlelerle anlatan.Cahit Zarifoğlu’nun 70li yıllarda tuttuğu bir günlük “Yaşamak” isimli kitabı.

32- Uygarlıkların Batışı / Amin Maalouf

Deneme türü olarak kaleme alınmış bir eser Uygarlıkların Batışı. Amin Maalouf çoğunlukla yakın doğu tarihi üzerinden son yüzyılda yaşananları ve geleceğe dair korkularını anlatıyor bu deneme kitabı ile. Dünyanın halihazırda yaşadığı atmosfere neden olan siyasal devrimler, ABD ve Avrupa’nın yanlışları, Ortadoğu’nun kronik sorunu ve diğer başlıklar. var içinde. Bilge bir yaşlıdan anılarını ve korkularını dinler gibi akıcı bir dil hakim kitaba. Bin sayfa olsa insan sıkılmadan okur.

33- Franz Kafka / Dönüşüm

Bir sabah kalktığında kendini böcek gibi hissetmenin nasıl olacağının hikayesini yazmış Franz Kafka Dönüşüm isimli eserinde.. Kahramanı Gregor Samsa sabit bir işi olan, patronları tarafından aşağılanan, sanayi devriminin hemen sonrasında yaşamış biri. Yıllarca her sabah uyandığında kendini böcek gibi hissetmiş, ağır iş koşulları yüzünden. O dönemler “Mobbing” gibi kavramlar da keşfedilmeyince patronlar işçilerine karşı son derece acımasız psikolojik şiddetler uygular ve Gregor’da bu şiddetten fazlası ile nasibini alır. Kült kitaplar listesinde de en önde gelen Dönüşüm, Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesi yapınca olmazsa, eksik kalırdı.

34- Açlık / Knut Hamsun

Knut Hamsun Açlık kitabını okuduysanız daha önceden, bir de Ramazan ayında okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Kitabı okurken yalnız değilseniz bile kendinizi çok yalnız kimsesiz hissediyorsunuz. Aç kalmış bir insanın neler hissettiğini öyle güzel anlatıyor ki; “ya hu dünyada bu kadar aç insan varken ben bunca nimetin içinde gerçekten çok şımarığım.”

35- Dostoyevski / Yeraltından Notlar

Dostoyevski okumaya nereden başlasam diye düşünüyorsanız “aha tam buradan başlayabilirsiniz” diyebileceğim bir kitap Yeraltından Notlar.

“Adam yazmış aağğbi!” denilecek çok nadir eserlerinden birisi Dostoyevski’nin.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümü iki defa okuduktan sonra tam anlamıyla ne demek istediğini anladığımı itiraf etmeliyim. Keşke okumaya başlamadan önce biri bana “ikinci bölümü bitirmeden birinci bölümde ne dediğini anlamak için çok uğraşma” deseydi de ben de bu kadar yırtınmasaydım anlamaya çalışmak için.

36- Genç Werther’in Acıları / Johann Wolfgang Von Goethe

Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Aşık olduğu zaman Lotte nişanlıdır ama kendine engel olamaz daha sonra da Lotte evlenir. Wertner onu sevmeye tüm kalbi ile devam eder ve ona olan aşkını da arkadaşlarına mektuplar ile anlatır.

Buraya kadar her şey sıradan görünüyor olabilir ama kitabın yazarının adı Goethe olunca kitap elinizde sanat eserine dönüşüyor. Varoluşsal hesaplaşmaları, toplumsal baskıların insana hissettirdiği suçluluk duyguları Wertner’in dili ile harika anlatılmış.

İnsanın ruh dünyasında gezinti yapmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim.

37- Vahşetin Çağrısı / Jack London

Vahşetin Çağrısını okurken beni en çok hayrete düşüren şey bir köpeğin doğası nasıl bu kadar hassas ve ayrıntılı anlatılabilir olmuştu. İnsanın empati yeteneğinin mucizevi boyutları sanki sayfalara sinmiş ve insan empati yapmak isterse nasıl bir mucizeyi başarabilir çok net göstermişti bana.

Kitapta ayrıca, sevgi, öfke, sadakat, bağlılık, içgüdü gibi baskın duygu ve kavramlar, köpekler ve insanlar üzerinden anlatılarak, bunların yeryüzünde yaşayan tüm canlı varlıkların hayatını nasıl şekillendirdiği evrensel ve zamansız bir dil yardımıyla ortaya konulmuş.

38- Kültür / Terry Eagleton

Kapitalizmin krizlerle mücadele etse bile 2008 de olduğu gibi farklı argüman ve sonuçlarla bize ben burdayım dese bile aslında yeni bir şey sunmadağı ve hala sistemin temelde ne kadar az değişmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Bu açıdan çok önemsiyorum. Ayrıca akademik bir dil kullanmıyor oluşu da beni cezbeden bir başka noktasıydı.

Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesi yapıldığı zaman bu kitabın olmaması ayıp olurdu.

Oldukça derinlikli ve kısa bir çalışma. Kültür kavramının içinde bulunan toplum, sosyoloji, siyaset, eğitim, sanat, edebiyat vb değerlerin birbiri ile ilişkisini anlatmış. Daha çok İngiltere ve İrlanda özelinde ama tüm dünyanın genel kültürünü içerecek şekilde yorumlamış. 

40- Tüfek, Mikrop ve Çelik / Jared Diamond

“Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de tam tersi olmadı ve Amerikalılar Avrupayı keşfetmedi?” Tüfek Mikrop ve Çelik’in konusunu da işte tam bu ve bunun gibi saçma bulacağınız çocuksu sorular oluşturuyor. Ancak öyle soruların cevapları veriliyor ki kitap bittiği zaman “vay be!” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kafanızdaki çoğu şeyin yerine oturduğunu fark ediyorsunuz. Fizyoloji Profesörü Jared Diamond, İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların sebeplerini, eşitsizliklerin sebeplerini temellere inmeye çalışarak sorguluyor.

  • Bu kitabın bir de belgeseli var onun hakkında analizi de ŞURAYA tıklayarak okuyabilirsiniz.

41- Mor Mürekkep / Nazan Bekiroğlu

Bu bloğu daha fazla Nazan Bekiroğlu kitabı için kullanmalıyım. Kaleminin coşkunluğuna hayran olduğum ender yazarlardan birisi Nazan abla. Yazar demek ne kadar doğru bilmiyorum onun için. Yazının yürüyen silüeti demek daha doğru olarak. Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesi yapıp “mor mürekkeb’i” almamın sebebi de kitabın “yazmak” fiili üzerine kurgulanmış olması. Yazan bir insanın içsel yolculuğunu bu kadar nahif anlatan başka bir kitap okumadım. Yazmaya çalışan, derdini yazarak anlatmaya çalışan insanları birazık ucundan da olsa anlamak isterseniz Mor Mürekkep en doğru tercih olur.

42- İtaatsizlik  Üzerine  / Erich Fromm

Kitabı okuyunca insan başka bir pencereden bakan insanların bakış açılarına ve insan beyninin muazzamlığına hayran kalıyor. 

Kitap 72 sayfa çok ince ama özgül ağırlığı epey fazla. İtaat kavramını incelemiş Erich Fromm bu kitabında. İlk 20 sayfa itaatsizlik tarihini ele almış. Bence kitabın en okunmaya değer yeri de burası. 
İtaat eden insanlar erdemli ya da itaat etmeyenler ahlaksız mı sorusunun cevabı tarihi olaylar çerçevesinde açıklamış.

 Diğer bölümler başka zamanlarda yazıldığı için biraz kopukluk olsa da okumaya değer. Kitabı okurken Erich Fromm’un Karl Marx hayranlığı göze çarpıyor. 

Son bölüm hümanist sosyalizm güzellemeleri ile dolu, her kitap gibi okunmaya değer. 

43- Kendi Kendine Psikanaliz / Karen Horney

Ruhlarını acımasızca incelemek isteyenler için çok faydalı bir kitap. İnsan Kendi Kendine Psikanaliz kitabını okurken bizzat kendi ruhuna uyuşmadan ameliyat yapıyor gibi hissediyor. Pratik soruları yanıtlayan ve bir iç gözlem örneği gösteren mükemmel bir kitap. Yazar, iç gözlemin etkinliği hakkında oldukça temkinli konuşsa da bunu yine de yararlı buluyor. Nereden başlayacağınız, ne yapmanız ve nelere dikkat etmeniz gerektiği gibi sorular varsa aklınızda o zaman bu kitap tam da bununla ilgili.

44- Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Ahmet Hamdi Tanpınar

En ufak karakterler ve mizansenleri bir anda kanlı canlı hale getiren ufak ayrıntılar var. Kahkahalar attıracak ironik bir durumdan hiç beklenmedik bir hüzün çıkarabilen ve bunu yaparken sadece Türkiye’nin değil dünyanın bütün ikinci sınıf romancılarına parmak ısırttıracak bir inceliği ve kıvambilirligi gösteren de bir eser ayrıca. Tam gülecekken gözleriniz sayfada sabit kalıyor ya da tam damlalar hücum etmişken gözlerinize bir duraklıyorsunuz. Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar Listesinde olmazsa olmazdı.

45- Tanınmayan Büyük Çağ / Prof. Dr. Fuat Sezgin

Kendi kültürümüzü gözümüze küçük göstererek okutan bir müfredatta okumuş bizler bu kitabı okuyunca şunu anlayacağız ; bildiğimiz öğrendiğimiz hiçbir şey tam değil. Türk dünyası Müslüman dünyası şuanda bize şu yabancı bulmuş bu yabancı bulmuş denilen ilmi keşifleri o bulmuş denilen kişilerden çok seneler önce bulmuşlar yazmışlar. 

Eğer bir Genel Kültürü Artırmak İçin Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesi hazırlıyorsanız Fuat Sezgin adını unutmak olmazdı.

Eğer ezik psikolojine bağlı bir tarih anlayışınız varsa bu kitabı okuduktan sonra “vay arkadaş!” seviyesine çıkacaksınız. Tarihimizin ne kadar başarıyı kendi içinde hapsettiğini görünce hem şaşıracak hem de gurur duyacaksınız. Hocaların hocası Fuat Sezgin’in bu hacimli ve muhteşem eseri ile İslâm Bilim Tarihi’nin karanlıkta bırakılan büyük çağına ve bu çağı aydınlatan bilim insanlarının çağları aşan yolculuklarına tanıklık etmek isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi