HAKKIMDA

Ezgi Akgül Kim? 

Google’da adımı arayanlar en çok “Ezgi Akgül Kimdir? sorusunu aratmış, ikinci olarak “Ezgi Akgül Fotoğrafları.” İlk defa görünce gülümsedim. Sahi kim olduğum ve neye benzediği neden bu kadar merak konusu anlamıyorum.

Ezgi Akgül’ün kim olduğunu ben de bilmiyorum açıkçası. Arayış içindeyim ben de sizin gibi. Keşke ruhumun da Google amcası olsa da ben de ona sorsam: “Ezgi Akgül iyi ya da kötü bir yazar mı, iyi insan mı kötü insan mı, bencil mi fedakar mı, yalancı mı doğrucu davut mu?”

Zaten yazma sürecim de böyle başladı. Yazdıkça içimin dehlizlerini yeniden keşfettim. En pis en insan en karanlık yerlerime harflerin tılsımı ile ulaştım.

O yüzden “Ezgi Akgül kaç yaşında? Ezgi Akgül kadın mı erkek mi? Ezgi vs vs vs…” sorularının yanıtını istesem bile veremeyeceğim.

Size cevabını verebileceğim tek sorunun yanıtı ise: “Ezgi Akgül iyi niyetli biri!”

Neden Bu Gizem? Gerek Var mı?

Aslında başlarda özel bir çabam yoktu.Sadece yakın çevreme yakalanmadan yazıp rahatlamak istiyordum. Ama sonra bu gizem olayı benim ve beni takip eden dostlarımın da hoşuna gitmeye başlayınca böyle bıraktım. Bir sureti ve toplumun dayattığı rolleri giyinmeden çıplak olarak yazınca insan kendini daha özgür hissediyor. Diğer avantajı ise kişisel profil ile yazınca bayramda teyzeniz gelip “O yazılar ne öyle gız okuyoz hee okuyoz hepsini maşallah maşallah!” diye bayram ziyaretinde arkadan dürtebiliyor ve inanın bu hiç hoş değil.

Okuyucu açısından da rahatlık. Tamamen yazıya odaklanabiliyor ki bu da benim arzu ettiğim ve hedeflediğim şeydi zaten. “Masonluk” hakkında yazdığım yazıyı okurken neden insanlar sivilcelerimi incelemek zorunda kalsın ki? Yazık değil mi bu millete?

Yazmaya Nasıl Başladım?

Eskiden beri yazarım aslında. Ama kafaya takmaya başlamamın geçmişi çok değil. İki yıl önce günlük rutinden sıkılıp elime kalem almaya karar verdim. Okurken çok sevdiğim ve içimden “vay be ne güzel yazıyorlar” diye iç geçirdiğim çok yazar vardı. Mesela aklıma ilk gelen Turgay Bakırtaş. Her yeni yazısını sabırsızlıkla takip eder yazdığı her yazıyı da taklit ederek kendi yorumumu katardım.

Antreman gibi düşünün. Daha önce bu yollardan geçmiş bir teknik direktör gelir daha önce sınanmış ve başarı elde edilmiş hareketleri size uygulatır ve başarılı olmanızı sağlar.

Bir müddet devam etti bu. Beğendiğim yazıları konuları ile yeniden araştırıp, “Ben olsam nasıl yazardım bu konuyu?” diye üzerinde düşünüp, yeniden yazdığım çok oldu. Daha sonra Turgay Bakırtaş’tan helallik aldım o da sağ olsun çok sevindi vesile olduğu için ama daha helallik almadığım çok kişi vardır.

Sonra yazı dilim olayı çözünce oturdu tabi. Bu çok sürmedi. Bir kaç ay sonra yazdığım bir yazıyı okuyanlar “Bunu kesin O yazmış” demeye başladılar ki bu benim için büyük bir olaydı.

Sonra yazı taklit etme daha doğrusu yazı taklit ederek antreman yapma işine son verdim. Artık kendi konularım ve kendi konularımı anlattığım bir yazı dilim vardı.

Fosyoloji fikrinin nasıl çıktığını ŞURADA anlatmıştım.

Neden İnsanlardan Uzak Duruyorum Onları Küçümsüyor Muyum?

Kesinlikle hayır!

Önceden her yoruma tek tek uzun uzun cevap yazardım. Özelden “bayrak zinciri yapıyoruz arkadaşlar Allah’ını vatanını seven paylaşır” tarzı toplu mesajlara bile dönerdim. “Kibirli bu!” demesinler diye. Sonra dünyanın, insanların ve sosyal medyanın hiç benim zannettiğim gibi olmadığını fark ettim. Gerçi insanlar da benim hiç zannettikleri gibi olmadığımı fark etmişti ama konumuz bu değil, sulandırmayın.

İşte karşılıklı güven zedelenmesi olunca ve ben de bu süreç içinde yıpranınca insanlardan uzaklaşmaya başladım. Onlardan uzaklaştıkça kendime yaklaştım. Bence güzel de oldu. Arada aynaya bakarken “oo naber fıstık!” diye yanağımdan makas aldığım bile oluyor. Öyle bir yakınlaşma düşünün artık.

Neden Site Açtım Sosyal Medya Neyime Yetmedi?

Valla heveslendim işte. Herkesin var benim neden olmasındı falan. Başka sebebi yok.

Merak ettiğiniz başka soru varsa sormayın. Fazla merak kediyi öldürür ve ben kedileri çok severim.

EDİT 1: İyi ki de açmışım çünkü Facebook profilimi hiçbir gerekçe göstermeden kapattı. İnstagram da kapanırsa buradan devam ederiz. 🙂

20 YORUM

  1. Fatma Karbölen

    Sizi kalben çok seviyorum burda da takipteyim inşaallah iyi’ki varsınız umarım bu yazıyı göndermeyi becerebilmişimdir halâ bu taze şeylerde acemilik heyacanı yaşıyorum

    • Sizi ne zaman görsem aklıma ramazan için yazdığım özel yazı geliyor. Geçenler de değiştirip yine paylaştım onu.

    • Cok ihtiyacim oldugu bir dönemde tanistim yazilarinizla.insAllah yol gösterip kendimi bulmamam yardim edecekler

      • Şevket Meteer

        Yolunuz açık olsun ALLAH kalbinize göre versin insALLAH ezgi hanım.insanların yatak odalarını utanmadan paylaşır hale geldiği bir dönemde,kendinizi bu kadar gizleyebilmeniz mükemmel.maşALLAH

  2. Yaşınız kaç bilmiyorum ama(merak etmiyorum da değil) abla diye hitap etmemde umarım bir mahsuru yoktur ezgi abla ☺ hitabımın aslında bi sebebi var bu olgun ve güzel kelimelerin cümlelere dökülmesin en az 30a merdiven dayanan bir tecrübe ve harıl harıl okuyan bir kişiden çıktığına kanaat ediyorum. Her neyse ya yakın ve harikulade bulduğum için abla diyorum inşallah kabalık etmiyorumdur ? Son övme ve duamı yapacam gerçekten özgün ve güzel bir üslubunuz var yazmaya devam edin lütfen. Rabbim kaleminize zeval vermesin, Selam ve dua ile ?

    • Abla denecek yaşta değilim 🙂 Harıl harıl okuduğum doğru ama ne kadarı insan olmama yeter bilmiyorum. Çok teşekkür ederim hüsnü zannınız için. Sağ olun ?

  3. Mehmet Öztürk

    “Üç günlük dünyanın bir günü okumakla geçecekse, okuduklarımız canımıza okumamalı, okuduğumuza değmeli” cümlesini yazmak için en yeterli sebepsiniz siz değerli kardeşim Ezgi Akgül. Dünyada yazılarınızdan daha samimi bir hibe görmedim. Rabbim hibe ettiklerinizi misliyle ödüllendirsin inşAllah.

  4. Mustafa tunçay

    Yazılarınızı beğenerek okuyorum ve takip ediyorum.Başarılar.

  5. Size sosyal medya üzerinden okuma yaparken denk geldim ve hayran kaldım. 50 yi geçmiş biri olarak,arkamızdan gelen neslin sizler gibi olması gurur veriyor. Rabbim sayınızı artırsın, ilminizi artırsın, kaleminize zeval gelmesin. Başarılarınızı daim etsin…

  6. Emne şenkaya özkan

    Öncelikle merbahalar daha çok daha daha çok yazın demek istiyorum her yazınızı bir solukda okuyan biri olarak evet tabiki herkes gibi çok nerak ediyorum bendrki profilşniz 20 li yaşlarda daha 30 zunu bulmamış genç güzel zeki bekar bir genç kız kumral nedense gözümde kslbimde böyle canlanıyor silüyetiniz neyse yazılarr o sürükleyici yazılar deyindiğiniz konular kapılıp gidiyor insan daha daha çokk lütfen yazın ki okuyalım severek teşekkürler

  7. Selamun aleykum.
    Kendimi sizde buldum.. bu kadar kusa ve net.
    gerçekten içimde geçen herşeyi satırlara dökmüşsünüz. Bu gün yeni gördüm sayfanızı ınstagram twitter facebook ve burdaki sayfanızı merakla takib edeceğim..
    selam ve dua ile kalınız..

  8. Yazılarınızı okuyorum cok güzel noktalara deginiyorsunuz, basarilariniz devamini dilerim.
    Hani yazmissiniz ya uzakasip icime döndüm iyide oldu diye, bende suan o durumdayim, gittikce uzaklaşıyor içime dönüyorum ve yazmayi cok istiyorum.
    Iyiki saklamissiniz kendinizi! Ben saklamadan yazmaya baslamistim gel gör ki hem beni yazmaktan soğuttular hem de kendilerinden.. Herseyden uzaklaştım. Ama kendimi aşmaya çalışıyorum kendimle, kendi arzularimla yapmak istiyorum herseyi. Yani hem kendimi gizlememeyi hem de hic kimseyi görmezden, duymazdan gelerek hareket etmeye çalışıyorum. Başarır mıyım bilmiyorum bu bir soru işareti. Ama kacmicam ve saklanmicam, kendime saygim olmasi icin en basta.

    Sevgiler ?

  9. Mehmet İmran Sevinç

    “Oo naber fıstık” harika cümlesinin sahibesi Hanımefendiye yabancısı diller arasında en uzak ve yabancısı kalınan “tatlı dilli” oluşundan dolayı can-ı gönülden kutlar, güzelliklerle bezeli bir ömür diliyorum…Hem de iki saadeti de dileyerek…

  10. Hiçbir insanın sizin kadar üne kavuşmasını istememişimdir, yazılarınız anında fark ediliyor. Allah hayırlı ve fazlaca ün nasip etsin. Amin.

  11. Ama ben cevabımı aldım: “Ezgi Akgül iyi niyetli biri!”
    Güzel, özlü fakat anonim bir cevap; Facedaş olunur, yol yürünür, iş tutulabilir…
    Şimdi esrarengiz profiline nazire olsun diye ben de ismimin baş harfiyle yetineceğim (ama benim gizliliğim deve kuşu misali olacak).
    Selam ile…

  12. Hakkında yazınızı okuyunca aklıma İsabelle Eberhardt hakkındaki tanıtım geldi (bilmiyorum ne dersiniz?):
    “İsabelle, entelektüel ve maceracı bir kadın olarak ataerkil bir dünyaya gelmiş olmanın doğurduğu sıkıntıları erkek kıyafetleri giyerek aşmaya çalışmış ve başarmıştı. Bu dâhiyane buluşuna dair düşüncelerini ve gözlemlerini kâğıda şöyle düşer:
    Hiç kimsenin dikkatini çekmeden, her yere girip çıkabiliyorum. Gözlem için olağanüstü bir metot bu. Kadınlar giysilerinden dolayı dikkat çek-tikleri ve hep izlenen konumunda kaldıkları için çevrelerinde olup biten şeylerden habersiz kalıyorlar. Üstelik bu durumdan hiç müşteki de de-ğiller. Bu durum erkekleri daha avantajlı kılıyor ama kadınlar pek far-kında değiller. (İslam’ın Gölgesinde, Avluda Aklıma düşenler)
    Bir diğer yazısında ise kendini ve yaşadığı hayatı tek cümle ile özetler: Ben hayatı erkeklerin ve kadınların kılığına girerek izledim! ”
    selam ile…

  13. Valla facede biri yazınızı paylaşmıştı, okudum, googleden sadece adınızı aradım, blogunuz için… Güzel kalpler koleksiyonu yapıyorum ve burada öyle bir kalp var.. Harikasınız, sizi sevmem için bu kadarı bana yetti, yolunuz açık olsun

  14. Mücahit Demirel

    Selamın aleyküm hiç kitap okuyan birisi değilim ama sizin sayenizde başlıcam inşallah, yazıyı sevdiren üslubunuz çok güzel… Harflere alıştıran biri oldunuz beni allah razı olsun

  15. Ben de görünmemenin kesinlikle daha doğru olduğunu düşünüyorum ama “kim bu deyince” ve aklımda bir fotoğraf canlanmayınca, bir gizem oluşuyor. Görsem bu kadar esrarengiz gelmez galiba.

  16. Merhaba Ezgi sana böyle hitap etmek istiyorum tahminimce yaslarimiz yakın eğer yaniliyorsam buna çok taklimayacagini biliyorum ☺️ seni 2 aydır tanımaya başladım iki aydır okuyorum yazılarını. Yazılarını okurken aynı yolu paylaşan iki yolcu misali seninle yürüyorum ve bu yolculuk hiç bitmesin istiyorum. Çünkü benim gözümden bakıyorsun bazen dünyaya .çünkü benim gördüğüm toplumun çelişkilerini sende görüyorsun. Kayıtsız kalmıyorsun bir çoğu gibi. Ara ara etrafımda senin yazdıklarından -ozellikle toplumun yozlaşması ve celiskilerinden-söz ederdim seni okumadan. Onlar gibi dusunmedigim için dislandim bana tuhaf olmadığımı anlattin bazen. He bir de platonik bir arkadaş oldun bana. Canım mi sıkıldı biriyle konuşma ihtiyacımı duymak istiyorum hooppp burdayım. Laf aramızda bu yazıların sayesinde hayatımda dedikodu denilen illet azaldı🤗

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot