Hayatın sırrı nedir sorusunun cevabını daha iyi anlamak açısından bir hikaye anlatmak istiyorum.

Bir Budist manastırında yıllarca eğitim almış olan Tsui-Yen’i artık amuda kalkıp nefes tutmak falan kesmeyince, manastırdan ayrılmaya karar verir. Ve hayatın sırrı nedir sorusunun peşine düşer.

“Ben” der giderken, “Ben gittiğim yerde hayatın sırrı nedir öğrenip geleceğim aha şuraya yazıyorum, yazdığımı silen olursa ıslak terliği çorap ile giysin.”

Bu korkunç tehditten sonra arkasına bakmadan gider de…

Yıllar sonra hazır sıcak ekmeği mi özlemiştir yoksa çalışmak zor mu gelmiştir bilemem günahı boynuna, ama manastıra gerisin geri döner.

Bunun geri döndüğünü gören hocası da hafif bir “ben sana demiştim” sırıtması ile sorar:

“Eee?..” der.
“Anlat bakalım, hayatın sırrı nedir öğrendin mi?”.

“Öğrendim hocam.” der, gözlerini kocaman ve gururla açarak.

“Hayat, dağların üzerinde bulut olmadığında ay ışığının gölün minicik dalgalarına sinmesidir.”

Hocası yerinden kalkar çok sinirlenir, gözlerinden ateş çıkar “vay giden emeklerim lilililiiiğh!” diye bir de ağıt tutturacak olur racona ters bulur, vazgeçer.

Hiddetle eski öğrencisine döner “yıllarca gittin gelmedin, gide gide bunu mu öğrendin de geldin?” der, aşağılayan ses tonu ile.

Öğrenci mahcup başını eğer, ısrarla mırıldanır: “Evet hocam bunu öğrendim, hayat dağların üzerinde bulut olmadığında ay ışığının gölün minicik dalgalarına sinmesidir.”

Sonra mahcup bir şekilde ağlamaya başlar, zoruna gider hocasından aferin alamamak.

İçini çekip sümüğünü koluna silerken: “hocam bana hayatın sırrı nedir anlatır mısınız?” diye sorar.

Hocası omuzlarını dikleştirir kendinden emin bir ses tonu ile: “elbette anlatırım keşke o kadar maceraya atılmadan önce bana sorsaydın; Hayat, dağların üzerinde bulut olmadığında ay ışığının gölün minicik dalgalarına sinmesidir.” der 🙂

Hayatın Sırrı Nedir Ya Gerçekten?

Her insanın başka yollardan geçtiğini, çoğu zaman da geçtiği yollarda başka şeyler deneyimlediğini anlatan çok güzel bir hikaye bu.

Herkes aynı dili konuşsa bile o herkesin aynı kelimelerinin başka şeyler ifade ediyor oluşu açısından da harika bir örnek.

Hoca ve talebe ikisi de hayatın sırrını bulmuştu ama biri yaşayarak biri okuyarak.

Aynı kelimeler ile hayatın sırrının ne olduğunu ifade ediyorlardı ama birbirlerini tamamen anlamadan. Sanki biri Fransızca diğeri Almanca anlatıyor gibi birbirlerinin kelimelerine yabancı kalmışlardı.

Çünkü herkesin kelimesi aynı ses tınısı ile çıksa da ağızdan aynı şeyi ifade etmez. Herkes kendi kelimesinin içini başka bir yaşanmışlık ile doldurur.

Sabah mesela! Sizin sabahınız ile benim sabahım bir mi?

Ağlamak mesela sizin ağlamalarınız ile benim ağlamalarım, sizin özlemeleriniz ile benimkiler aynı mı? Yas kelimesini, tükenmek kelimesini aynı sebeplerden mi kullanıyoruz? Aynı anlamımı ifade ediyor her kelimemiz?

Hayır…

Birine bir nasihat verirken de hep bu düstur ile hareket etmek lazım.

“Üzülme geçer” demek kolay ama üzülmek kelimesi senin için ne ifade ediyor, onun için ne?

“Ya sen bunu mu kafana takıyorsun” demek kolay, evet aynen bu kadar basit şeyi onu kafasına takıyor, ama “bu” kelimesi senin için ne ifade ediyor onun için ne?

“Yuh kadın bunun için mi evden kaçmış” cümlesini her kendi sağlamasını başkası üzerinden yapmak isteyen kurar, ama “terk etmek” senin için ne demek onun için ne?

“Kafanda kuruyorsun kelimeleri cımbızla alıyorsun demesi de kolay. Kurmak, kelime, cımbız… Senin için ne onun için ne?

Kendi lügatimizi oluştururken hangi kelimeye hangi anlamı yüklediğimizin peşine düştüğümüz zaman başka kelimelerin yükleri yakamızı bırakıyor.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Hayatın Sırrı Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi
%d blogcu bunu beğendi: