Her Şeyi Bilmek Arzusu

“Medium” isimli mikro blog uygulamasında “dünyada insanlar ne konuşuyor acaba” diye ara ara dolaşırım. Her şeyi bilmek arzusu çok acayip bir şey.

Mesela bugün, liberal bir şehirde yaşadığını ama siyahi kadınlara hala ikinci insan muamelesi yapıldığını anlatan bir kadının yazısını okudum. Uzun uzun dünyanın en liberal şehrinde yaşasa bile insanlar arasında yaşadığı sıkıntılardan bahsetmiş.Üzüldüm okurken…

Başka bir kadın Google mühendisi olduğunu ve erkekler arasında yaşadığı sıkıntılardan bahsetmiş. İşte arkamdan baktılar, otururken kestiler gibi genel ağlak ifadeler. Oturdum ona da üzüldüm.

Bir başkası Alaska Lisesinde düzenlenen yüzme turnuvasında ,uygun yüzme kıyafeti kullanmayan öğrencilerin diskalifiye edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu falan anlatmış. Uzun uzun yüzme mayoları üzerinden analiz yapmış. Valla ben yazının sonunda onlara da üzüldüm.

Bir depresyon anında karıncayiyenlerin karınca yiyerek doyamayacaklarını düşünüp üzülen biri olarak benim üzülmelerim referans alınacak ciddiyette değil tamam bunun farkındayım ama, şu sosyal medya ile her haberi biz istemesek bile öğreniyor oluşumuz çok yorucu değil mi ya?

Yani Allah her şeyi duymamızı ve bilmemizi istese bizi öyle yaratmaz mıydı?

Mesela, Petek Güveleri 320 Mhz kadar sesleri duyabiliyor. İnsanın duyma sınırı 20 khz. Neden petek güvesi değil de insan olarak yaratıldık?

Baykuşlar 4000 metre ilerideki avlarını görebiliyorlar. Acaba neden baykuş olmamız istenmedi?

İç organlarımız çalışırken fön sesi gibi bir ses çıktığı söyleniyor içerisi çok gürültülü. Bu kadar yakın olan bi şeyi Allah neden duymamızı istemedi acaba?

Bunun hikmeti insanın sorumluluk sahibi bir varlık olarak yaratılmasında gizli. Gözünün gördüğü şeyden mes’ulsün. Çünkü olaya sen vakıfsın, sen gördün, duydun ve yaşadın.Duyduğun ya da tanık olduğun şeyi fıtraten düzeltmek istiyorsun. Yapamayınca da kendine olan öz saygını yitiriyor, dünyadaki problemlere yeteri kadar duyarlı olamadığın için kendini suçluyorsun.Bu da beraberinde tembelliği getiriyor,omuzların düşüyor.

Sosyal medya yüzünden Çin’de birinin karnı ağrısa haberimiz oluyor ve neden karnının ağrıdığına dair tahmin yürütüyoruz. Kimi oradan çıkıyor “gözleri çekik o yüzden” gibi saçma sapan bir önerme ile geliyor bir diğeri “o kesin yağlı yemiştir akşamdan” gibi kesin yargıya varıyor.

Geçenlerde yine düğün dernek ile uğraştığım bir yazının altına, takip eden birisi şey yazmıştı: “Bu kadar iyi biliyon da her şeyi madem!!!!!!!! çıkıp ezilen fındık işçileri içinde bir şeyler desene!!!!!!”

Hö?

Durum öyle bir konuma geldi ki, her konu hakkında fikrin olmasını fikrin olması ile de yetinmeyip her konuda mutlaka bir kaç kelam etmen gerektiğini düşünüyor insanlar.

Çünkü artık konuştuğun kadar adamsın, sustuğun kadar değil…

Ezgi Akgül

Konuyla alakalı bir başka yazı “Sosyal Medya Bağımlısı Olduk” yazısına da göz atabilirsiniz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön