Batı’nın Hayatta Kalma Savaşı

fosyoloji tarafından tarihinde yayınlandı

Mehmet Pişkin adını hiç duydunuz mu?

Kendini anlatırken;

“Hayatımda hep güzel şeyler yaşadım, harika kadınlara aşık oldum, aşkı sonuna kadar tattım. Çok güzel dostlarım oldu. Maddi sıkıntı çekmedim. Harika bi ailem var hepsine minnettarım” diyordu ölmeden önce çektiği intihar videosunda…

Mehmet Pişkin bu harika hayatına 13 dk’lık çektiği intihar videosunu sosyal medyaya yükledikten sonra veda etti.

Gerçekten intihar etmişti.

Aynı videoda “her sabah uyandığımda hep bu düşünce ile uyanıyorum. Doktora da gittim arkadaşlarıma da söyledim çok uğraştım kurtulmak için, ancak hayatımın bundan sonrasını yaşamak istemiyorum” demişti…


Batı’da İnsanlar Neden İntihar Ediyor?


Dünyada intihar oranlarının en çok yaşandığı ülke sıralamasında İsveç, Rusya, Ukrayna, Güney Kore geliyor.

Bize göre sosyal refah düzeyi hayli iyi olan bu ülkelerde insanlar neden ölmeyi tercih ediyor?

Uzmanlar bunun adına “Varoluşsal Bunalım” diyor.

“Hayatının anlamını yitirmiş insanlar” der Frankl, “doğrudan hazzın, gücün peşinde koşmak gibi bir yanılgıya düşer ve mutsuz olurlar.” diye de devam eder bu tip insanları tanımlarken.

Oysa Frankl’a (ve de bana) göre insanın temeli “anlam” aramakta yatar. Haz anlamın bir yan ürünü, güç ise yalnızca anlama ulaşabilmek için bir araçtır.

Anlam arayışından yorulan insan anlamsız bulduğu dünyada daha fazla kalmayı gereksiz görüyor. Yaşadığı her gün bu insanlar için çileden başka şey ifade etmemeye başlıyor.

Meselenin romantikleştirilmesi bana göre çok sıkıntılı bir durum, ancak çevremizde bir sürü insan bu keşmekeşin için de soluk almaya çalışıyor.

Hollanda’da gün içinde 1 defa  yarım saat trenler durduruluyor, çünkü bir kişi mutlaka kendini trenin önüne atmış oluyor.

Bu kişiler incelendiğin de genellikle okumuş kültürlü zengin insanlar ortaya olduğu çıkıyor.

Hayat neden var?

Neden bu dünyadayız?

Niçin yaşamalıyım?

Ölüm nedir?

Ölümden sonra hayat var mı?

Bu sorulara cevap arayan, felsefi sorular ile boğuşan sonunda o sorulardan bunalıp bu dünyadan gitmek isteyen insanların sonu intihar oluyor. Eğitimin insanı tatmin etmediğini de böylece anlamış oluyoruz.

Batı’da bu konu o kadar kriz halini aldı ki artık “Felsefi Danışma Merkezleri” kurulmaya başlandı. İnsanların sorularına alanında uzman kişiler cevap vermeye çalışıp intiharların önünü almak istiyorlar. Başarıyorlar mı? Maalesef…

Ayşe teyzem salça yaparken bu soru aklına geldiğinde kendi inancına sarılıp üzerinde durmadan geçiyor ama, bu tip insanlarda o soruların cevapları ikna edici düzeyde verilemez ise sonuç intihar olarak karşımıza çıkıyor.

Yine Batı’da “Mutluluk Bilimi” adı altında bir bilim dalı ortaya çıktı. İnsanlar neden yaşamaya devam etmeli konusunda ikna edilmeye çalışılıyor.

Ben bütün bunları neden anlattıma gelirsek…

Hayattan zevk almadığım kendimi çok boşlukta hissettiğim kendime benzer sorular sorduğum bir dönemi ben de yaşadım. Mehmet Pişkin ile hemen hemen aynı şeyleri hissettim.

Zaman zaman ölmek ve bu varoluşsal boşluğun artık bitmesini çok istedim.

Çevremde sorduğum hiç bir sorunun cevabını bulamadım. “Öldükten sonra gerçekten dirilecek miyiz?” diye sorduğum da “vesvese yapma, yatarken Felak Nas oku geçer” diye reçete sunuldu bana. Şaka gibiydi…

Ben kendi çabam ile kurtuldum ama ya kurtulamayanlar?

Çevreniz de sıkıntılı gördüğünüz insanların dertlerine kulak verin. Çözüm bulun, bulamadığınız da bilene götürün.

İnandığınız dini bir ateisti ikna edecek kadar iyi bilin.

Ya da önce kendiniz inandığınız din hakkında ikna olun.

Ezgi Akgül

Adım Adım Mutluluk Rehberi İçin ŞURAYA tıklayın.



Kategoriler: bi MEVZU kavra

1 yorum

Murat · Ağustos 25, 2019 6:15 pm tarihinde

Gerçek bir ateist olmadan, gerçek bir müslüman olamassın azizim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir