Kapitalizm ve Kadın İlişkisi

Kapitalizm ve Kadın İlişkisi

Kapitalizm ve kadın bağlantısı hakkında bir yazı.

Bu dünyaya bir kadın olarak gelmişsen eğer, dünyaya gelişin de modern zamanlara denk gelmişse bir şekilde mayınlı arazilerden sağ olarak çıkmaya çalışarak geçer ömrün.

Minicik burnun, kalkık elmacık kemiklerin, dolgun dudakların, alımlı bakışların, ideal beden ölçülerin yoksa özgüveninden vuruluyorsun ilk önce. Kendini eksik ve yarışı kaybetmiş hissediyorsun bir kadın olarak.

Artık sadece uzun bacaklarının olması da yetmiyor, selülitsiz uzun bacaklarının olması gerekiyor.

Ama güzel olman da yetmiyor, aynı anda üç çocuk doğurup üstüne bir de sarkmaman gerekiyor.

Sarkmamak da yetmiyor aynı zamanda mükemmel anne olman gerekiyor. Onlara kaliteli vakit ayırman, her gün çocuklarına iki çeşit yemek yapabilmen, ama kilo almamak için bir de iradene sahip olman gerekiyor.

İrade sahibi iyi bir anne olman da yetmiyor bir de eğitimli olman gerekiyor. Artık üniversite bitirmiş olman da kesmiyor kimseyi, yüksek lisans soruyorlar sertifikalarını merak ediyorlar. “Kaç dil biliyorsun?” diye soruyorlar bıyık altından, kaç kitap okudun onun çetelesini tutuyorlar.

Eğitimli, iyi bir anne, güzel bir kadın, becerikli ev kadını olmayı başarırken daha doğrusu savrulurken ruhunun dehlizlerinde bir de iyi eş olmanı bekliyorlar. Tüm bu yorgunlukların üzerine “e kadın olsaydın da…” etiketini yapıştırıp cenaze namazını kılıyorlar sonra.

Onlar senin cenaze namazını kılarken sen de doktor doktor geziyor, “kaç mg alayım bundan” diye Google’da antidepresan yorumları okuyorsun.

Kapitalizm “yokluktan” beslenir.

Yani sen bir şeyin olmadığına inanırsan tüketmek zorunda hissedersin. O eksik şey ne ise onu yerine koymaya çalışırsın. Kapitalizmin en basit tanımı bu.

Kadın bedeni kapitalizmin iş yeri olmuş. Her gün o dükkanı açıyor ve utanmadan o dükkandan para kazanıyorlar. Kapitalizm ve kadın ilişkisi gün geçtikçe daha mide bulandırıcı bir hal almaya başladı.

Senin kendini her eksik zannedişin, her öz güveninin yara alması sektörün varil midesini doyurmaya yeni bir hamle oluyor.

Hiç bir zaman kendimizi tam ve olmuş hissedemeyeceğiz.

Buna imkan yok.

“Aha şimdi oldum ha! Vallaha oldu bu sefer. ” duygusuna erişemeyeceğiz.

Yok yani…

Herkesten bizi olduğumuz gibi sevmesini beklerken, neden biz kendimizi olduğumuz gibi severek başlamıyoruz işe?

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Etiketler

1 YORUM

  1. Altın vuruşu son cümlede zaten yapmışsınız hocam. Adem ile Havva yı kandıran zihniyet şimdide küreselcilikle devam ediyor yoluna. Suçlu kimdi? Yaradandan af dileyen Adem ile Havva mı? Onları kandıran şeytan mı? Küreselciler bir yana, yaşadığın toplum bir yana da sevdiklerin senden onların istediği gibi olmanı istiyorsa işte orada başlıyor sıkıntı.

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi