Kesin İnançlılar / Eric Hoffer

Kesin İnançlılar / Eric Hoffer
Kesin İnançlılar / Eric Hoffer

Kitabın yazarı Eric Hoffer okuduğum ve duyduğum en ilginç hayat hikayelerinden birine sahip. Kesin İnançlılar kitabını yazmaya götüren süreç bana göre çok enteresan. 1902 yılında doğuyor ve bilinmeyen bir nedenden dolayı kör oluyor. 15 yaşına kadar kör ve çaresiz bir çocukluk ve ilk gençlik geçiriyor. 15 yaşına geldiği zaman da yine bilinmeyen bir nedenden dolayı görmeye başlıyor.

Yeniden kör olmaktan o kadar çok korkuyor ve yeniden kör olacağına o kadar emin yaşıyor ki bütün hayatını bunun üzerine dizayn ediyor.Büyük bir iştahla okumaya başlıyor kör olacağım ve bir daha okuyamayacağım korkusu ile. Tekrar kör olmuyor ama bu korku ve süreç kendini akıl almaz derecede geliştirmesine yardım ediyor.

Ölene kadar Los Angeles limanında hamallık yapan Hoffer aynı dönemde 8 kitap yazıyor ve üniversitelerde konuk öğretim üyeliği yapıyor. Amerika eğitim camiasının en önemli fikir adamlarından biri olmasına ve otoriteler tarafından kabul görmesine rağmen o, “arkadaşlarımın bana bakışı değişir benden uzaklaşırlar” korkusu ile paralel yaşamını onlardan saklar. Los Angeles limanının hamalları yıllarca arkadaşlarının önemli bir filozof ve yazar olduğunu bilmeden onunla çalışırlar.

Kitap Size “Kime göre, neye göre?” Sorusunu Sormayı Öğretecek

Yalın ve akıcı bir üslup sahibi Hoffer’ın aynı zamanda müthiş bir gözlem yeteneği de var. Dilimize çevrilen şimdilik 3 kitabı mevcut ve bunlardan en ünlüsü de hiç şüphesiz “Kesin İnançlılar.” Kitap bittiği zaman sersemliyor ve ne düşüneceğinizi bilemiyorsunuz. Lider kültü ve kitle hareketleri üzerine öyle tespitler yapıyor ki sosyoloji bilimine hayran kalıyorsunuz.

Kitlelerin hareketi meselesi gibi oldukça karmaşık ve zor bir meseleyi bu kadar yalın ve kesin açıklıkla yorumlayabilmesi Hoffer’ın zihninin ne kadar berrak kaldığının göstergesi.Kitapta katılmadığım elbette çok mesele oldu. Ama onları okumak bile ayrı keyifliydi.

  • Kitle hareketleri ve devrimlerin sınırları nerede başlar ve nerede biter? 
  • Milliyetçi, devrimci ve dini kitle hareketlerinde çeşitli aşırı uçların ortak yönleri nelerdir? 
  • Hayal kırıklığına uğrayan üniveriste çağındaki gençler, başarısızlar, yoksullar ve servetini kaybetmiş kişilerin devrim potansiyeli nedir?
  • Kutsal duygulaştırma ve ulusal heyecan ne zaman uygulanmalıdır?
  • Bir ulusun uyuşukluktan canlılığa geçirilmesi için, bir kitle hareketi niçin gereklidir?
  • Kesin inançlar olmaksızın bir kitle hareketi yaratılabilir mi?
  • Yazar ve konuşmacıların kitle hareketlerindeki önemli rolü nedir?
  • Kitle hareketlerin doğuşunda yabancı etkisi bir ön şart mıdır?
  • Sosyalizasyonun büyük ve küçük ülkelerdeki uygulaması niçin farklı olmak zorundadır?
  • Amerika kıtasına göç eden insanların özellikleri ne idi?
  • Kitle hareketleri nasıl hız kazanır ve bu hız nasıl durdurulur?
  • Yüzyıllardır uyuşuk yaşayan Doğu Asya ülkeleri niçin uyanmaya başladılar?
  • Avrupa’da hiçbir direnme göstermeden gaz fırınlarında bile bile ölüme giden Yahudiler niçin Filistin’de birer cesur savaşçı oldular?
  • İslamiyet nasıl bir kitle hareketidir?
  • Bugünkü Rusya’da bireysel özgürlüğün ortaya çıkış nedenleri nelerdir?
  • Ulusal liderlik için, bir iş adamının pratik zekası veya bir aydının aşırı titizliği aranacak nitelikler midir?
  • Kitle hareketlerinin aktif döneminde edebiyat ve sanat hangi yönde gelişir?

Şu ve daha fazla siyaset sosyolojisi sorularının cevaplarını kavramak isterseniz Hoffer’ın Kesin İnançlılar eserini şiddetle tavsiye ederim.


Kesin İnançlılar Kitap Alıntıları

Aşırı benciller hüsrana kapılmaya epey meyillidir. Bir kişi ne kadar bencilse, hüsranları da o denli şiddetli olur.

Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt – benzeridir.

“Birbirine nasıl yardımcı olabileceklerini düşünecekleri yerde, bütün zekâlarını birbirlerine üstünlük kurmak ve baskı yapmak için kullanmışlardır.”

İnsanlarda; bir ırkı, bir ulusu veya ayrıcalığı olan bir grubu, onun en kötü üyelerine bakarak değerlendirme eğilimi vardır.

Kendimizde bulunup da örtmek istediğimiz kusurları başkalarında bulup ortaya çıkarmaya çalışırız genellikle.

Ne zaman ki özgür bir toplumda, lider halkı aşağı görmeye başlarsa, bütün insanların aptal olduğu yönündeki yanlış kurama er geç kapılarak eninde sonunda yenilgiye uğrar.

Hayal kırıklığına uğramış kişinin şimdiki hayatı zaten öylesine bozuktur ki, şimdiki zevk ve konfor, o bozukluğu gidermez. Bu kişiler için gerçek tatmin ancak ve ancak geleceğe ait umutlardan doğabilir.

Hayal kırıklığına uğramış kişilerde beraberlik ve fedakârlık eğilimleri kendiliğinden doğar.

Hoşnutsuzluğun derecesi, istenilen amaca ulaşılacak mesafe ile ters orantılıdır.

Gerçekte hayal kırıklığının başlıca nedeni meşguliyet sahibi olmamaktan ileri gelir ve en şiddetli hayal kırıklığı, enerjisi ve yeteneği çok olup da çevrenin etkisiyle paslanmaya terkedilmiş kişilerde bulunur.

Büyük Fransız Devrimi, Katolik Kilisesinin zulmüne ve geleneksel rejime yönelik bir tepki olarak değil, bunların zaaf ve yetersizliklerine bir tepki olarak gelmiştir. Totaliter yönetim altındaki bir toplumda halkın isyan etmesi mevcut rejim kötü olduğu değil, zayıf olduğu içindir.

Dini ve devrimci heyecanda olduğu gibi aşırı vatanseverlik de, suçluluk duygusundan kaçmak isteyenlere bir sığınak vazifesi görür.

Artık yok edilecek dış düşmanlar kalmayınca fanatik kişiler kendi içlerinden düşmanlar oluştururlar.

İnsanlığın şerefini tanımayanlar, şeref kazanamazlar.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Bir başka kitap incelemesi olan “Okulsuz Toplum” için BURAYA tıklayın