Kitap, Kalem, Defter Yanılgısı ve Eşyanın Ruhu

Kitap, Kalem, Defter Yanılgısı ve Eşyanın Ruhu

Öğrendiğimiz şeyleri her zaman kitap, kalem ya da defter vasıtası ile öğrenemiyoruz bu hayatta. Eşyanın ruhu bize fazlasını fısıldıyor hayatın.

Mesela ne kadar yükseğe hızlı çıkılırsa daha hızlı düşüleceğini bize tahterevalliler öğretiyor. Dengesi bozulan şeylerin üstündeki şeyleri taşımasının zorlaştığını da masalardan öğreniyoruz.

Sana ne kadar benzerse benzesin içini dolduracak o uyumlu parçanın bir tane olduğunu ve bulmasının uzun süreceği gerçeğini biz, yap boz oynarken öğreniyoruz. Yine buna benzer şekilde ruh eşini bulsan da işin içinde mutlaka bir terslik çıkacağını, bize ayakkabılarımız öğretiyor.

Havadan atılan bir basket topunun zıplaması, bize hayatın sırrını fısıldıyor çoğu zaman. Yaşam serüvenlerimiz tıpkı basket topu gibi, bazen hızla yere çarpıp dibe vuruyoruz bazen hızla havalanıyor yükseğe çıkıyoruz. Adına da tecrübe diyoruz bu durumun.

Hayat okumalarını doğru öğrenmiş ise insan, “cansız, ruhu yok” dediğimiz şeyler bile dile gelip bize yol gösterebiliyor.

Benim en büyük yol gösterenim tuvalet fırçasıdır mesela. “Burnun bir defa pisliğe bulaşmışsa kurtulması çok zordur o durumdan” düsturunu öğretmiştir bana acı da olsa. Gerçi sürahiden de çok şey öğrenmişliğim var hakkını inkar edemem. Bir kulp varsa sende tutmalık ve insanların güç alacağı, bunu bilenlerin ne bulursa senin içine doldurduğunu ve bazen taşacağını onun sayesinde keşfettim.

Bir sürü paralar verip güzelleşmek için yatırım yaptığımız makyaj malzemelerinin de kulağımıza fısıldadığı bazı gerçekler var.

Ruhunun eksik gedik kalmış her köşesine yapıyorsun sen o makyajı diyor. Özgüven eksikliklerimiz, kırılmış yanlarımız, yıkılmış hayallerini boyuyorsun onları boyayarak yok olduramazsın diyor. Boyar ve görmezsen sanki hiç olmamış gibi hissetme yanılgısına düşme diyorlar.

Bir hata yapınca gözlerini kapatan, o kimseyi görmeyince kimse de onu görmüyor zanneden çocuklar gibiyiz biraz.

Çocuk ne kadar gözünü kapatırsa kapatsın insanların onu gördüğü gerçeği değişmeyeceği gibi, ne kadar kırık döküklerimizi boyarsak boyayalım o yara sızlamaya devam edecek.

Ve eşya, tüm lal olan diline rağmen sana bana çığlık çığlığa gerçekleri söyleyecek.

Önce kendimizi karşımıza alıp bi “hayırdır sen” dememiz gerekiyor sanırım, sonrasına bakılır.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Etiketler

1 YORUM

  1. nesnelerin kattığı ve yüklenilen anlamları var kesinlikle.

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot