Kontrol Manyaklığı (Control Freak) Nedir?

Kontrol Manyaklığı (Control Freak) Nedir?
Kontrol Manyaklığı (Control Freak) Nedir?

Bir arkadaşın çocuğu enfeksiyona yakalanıp uzun süre antibiyotik tedavisi görmüştü. Her gece kusuyor, her gün acile gidiyorlardı. Bu süreç onları ailece o kadar sarsmıştı ki daha sonra devam eden süreçte çocuğun üzerine daha fazla titremeye başladılar. Çocuk es kaza tıksırsa salası okunuyor gibi üzülürdü kadın. Onun üzerinde ciddi travma bırakan bu sürecin etkilerini uzun yıllar atlatamadı.

Çantası yedek atletler ile dolu olurdu. Çocuğun on dakika geç değiştirse terlediği atletini, ciddi ciddi gözleri dolardı. Çocuk bir daha öyle hiç ağır hasta olmadı; ama kadın tüm hayatını o hastalık üzerine inşa etmişti bile. Her gün yerleri çamaşır suyu ile siliyordu mikrop kapmasından endişelenerek. Çocuğun tüm beslenme ihtiyaçlarını gramajına kadar yakından takip ediyordu, günlük alması gereken omega3 oranını bile belirlemişti falan.

Çocuk nezle olsa burnu aksa kendine lanetler yağdırıyor, kendini suçlu hissediyordu. “Hepsi benim suçum dikkat etmeliydim o gün o dondurmayı almamam lazımdı” diyordu. Bütün tavsiyelere kulağını kapatmıştı. “Ya çocuk bu böyle büyüyecek” nasihatlerini duymuyordu bile. Çünkü, çocuğunu kaybetme korkusunu bir defa travmatik şekilde yaşamıştı.

Bir tanıdığımız da kaynanası ile altlı üstlü oturuyor bir apartmanda. Kayın babası başka birine âşık olup gitmiş evden, sonra da boşanmışlar. Onlar da anne yalnız kalmasın diye onun yanına taşınmışlar. Kayın validesinin sürekli işine karıştığından dert yanmıştı bir çay sohbetinde. Kadın bazen müdahale etme işini o kadar abartıyormuş ki, gelinine üç günde bir çarşafları değiştirip değiştirmediğini soruyormuş.

Bazen gizlice odaya girip dolapları kontrol ediyormuş. “Bence yarın karnıyarık yemeği yap, Enver sever” diyormuş, yapmazsa surat asıyormuş. “Başlarda ilk gelin olduğum zamanlar ben de yadırgadım” diyor, ama sonra bunu kaynanasının kendisinin de engelleyemediğini kendinin de kendinden rahatsız olduğunu fark edince ses etmedim diye devam etmişti.

Neden Kontrol Manyağı Oldun, Korkuyor Musun?

Çevrenizde sizin de vardır böyle insanlar kendi hayatlarının kontrolünü elinde tuttukları gibi başka hayatları da idare etmek isterler. Onlarca da örnek yazılabilir şuraya.

Başkalarının hayatlarını kontrol etmeye çalışan, yön vermek isteyen insanların hayatlarına baktığında genelde büyük korkuları olan insanlar olduğunu görürsün. Kadın ya da adam olaylar onun kontrolünde ilerlemez ise kesin bir terslik çıkacağını zanneder. Ve bu süreç sadece kendini değil herkesi rahatsız eden bir savaşa dönüşür. Panikler, agresifleşir, kırılganlaşır. Kendine ettiği eziyeti bir kenara bırakırsak çevresi için de tahammül edilemez birine dönüşür böyle insanlar. Müdahaleler sonuçları bekler beklentiler de mutsuzluğu mutlaka bir şekilde tetikler.

Birinci örnekteki arkadaşım çocuğunun hayatını mahvettiğinin farkında bile değil. Korkuları yüzünden özüne güveni yerlerde sürünen bir çocuk yetiştiriyor onun da farkında değil. Yaşadığı o hastalıklı ve travmatik süreç bugün onu tahammülsüz, her şeye müdahale eden, çocuğun arkasında tabakla ile koşturan, hava 30 derece olana kadar çocuğunu lahana gibi giydiren birine dönüştürdü.

Çocuk da kendisi de çok mutsuz görünüyorlar. Çocukta tırnak yeme alışkanlığı gelişmiş. Kendini bu duruma öyle kaptırmış ve normalleştirmiş ki mevcut baskıcı durumu “her şeyi de var hiçbir olumsuzluk yok hayatında neyi var bu çocuğun” diye hayıflanıyordu en son gördüğüm zaman.

Mesela diğer akrabamızın kaynanası uzaktan izleyen birine çok sevimsiz görünüyor. “İnsan haddini hududunu bilecek canım” diyorsun, “gençleri rahat bırakmak lazım onun yaptığı da düpedüz işgüzarlık artık aaa!” diyorsun gelini dinlerken. Gelinin verdiği örneklere bakınca gözlerini kocaman açıyorsun. “Vah vah” lar “tüh tüh” ler titreyen dudaklardan dökülüyor.

Ama kadının muhtemelen büyük korkuları var. Eşi bir başka kadını ona tercih etmiş ve muhtemelen iyi ev kadını olmadığı duygusuna kapılmış. “O kadında bende olmayan ne vardı da gitti” diye düşünmüş çok defa. İç muhasebeleri, kendileri ile kavgaları başkalarına belli etmese bile hiç de bitmemiş. Kendi ile yaptığı uzun muhasebeler sonunda da muhtemelen kendini çok suçlu bulmuş. Kendine olan kızgınlığı eşine olan kızgınlığının ağzını kapatmış.

Ve muhtemelen de “şöyle yapsaydım böyle olmazlardı” lar ile sabahları zor getirmiş. Şimdi aynı senaryonun kendi oğlunun da başına gelmesini istemiyor olabilir. Yoksa neden dünyada kafaya takılacak binlerce biraz daha önemli mevzu varken; oğlunun yatak çarşaflarına, parlamayan bardaklara, yeterince kıvamlı olmamış çorbalara, gelinin aldığı ya da alması muhtemelen kilolarına kafayı taksın ki?

Geçmişte yaşadığımız olaylar bir şekilde bu günümüzü etkiliyor. Ve muhtemelen de geleceğimizi de şu günler dizayn edecek. Hepimizin kendi kişisel korkuları var. İçinden çıkamadığımız durumlar var. Ne kadar organize yaşar ve çevremizi de böyle yaşamaya teşvik edersek daha mutlu oluruz zannediyoruz çoğu zaman. Bu yanılgı bizi hayatın hiç bitmeyeceği bir deneme tahtası olduğu hissini de beraberinde getiriyor.

Hayat, Matematik Problemleri Kadar Kesin Sonuçları Olan Bir Yer Değil

Ama hayat denen yolculuk öyle bir yer değil. Hayat, matematik problemleri kadar kesin sonuçları kesin formülleri olan bir meydan hiç değil. Matematik problemlerinde A şehrinden B şehrine giderken belli kuralları uygularsan başına az çok ne geleceğini tahmin ediyorsun. Ama gerçek hayatta A şehrinden B şehrine belli bir hız ile giderken karşına aniden kirpi çıkıyor yavaşlıyorsun.

Bütün birikimini bir ev almak için harcayan bir adam muhtemelen kendini ve çocuklarını güvence altına almak için yapıyor bunu. “Şu evi bir alalım daha sırtımız yere gelmez” gibi iddialı cümleler bile kuruyor. Sonra deprem oluyor, sel oluyor, yangın çıkıyor, sırtı eli yüzü yerlerde sürükleniyor.

En sevdiğin arabayı alıyorsun kaza yapıyorsun; kaza yapmasan bile bir süre sonra eskiyor, bozuluyor. Şu hayat kontrol edemeyeceğimiz kadar karmaşık. Ve korkularımız ile kendimiz ile insanların hayatlarını kabusa çeviremeyeceğimiz kadar da kısa.

Kontrol Manyağı Mısın? Tedavi İçin Neler Yapılabilir?

Her şeyi akışına bırakmak ve bu akış içinde organize olmaya çalışmak belki de en önce yapmamız gereken şey. Akışa bırakmadığımız ne varsa birbirine dolanan kablolara benziyor çünkü. Ucunu kaybettiğin, yumak olmuş dolanmış ipler gibi yaşantılara sahibiz.

Bu da beraberinde sonsuz mutsuzluk girdabında kaybolmak ile eş değer.

Kendi vücudumuza bile müdahale edemeyen aciz varlıklarız biz insanlar. Ben artık midemin çalışmasını istemiyorum diye midesinin sindirme işlevini durdurabilen, canı isteyince de yeniden başlatabilen birine denk geldiniz mi? Ben gelmedim…

Şu damarlarımda akan kanların akış hızı başımı döndürüyor bence saatte 10 km hız ile akmalı diye bunu ayarlayabilen gördünüz mü? Ben onu da görmedim…

“Benim bedenim bu vücut bana ait” dediğimiz bedenimiz üzerinde bile söz hakkımız yokken, bir sürü şeyi içinde barındıran hayatlarımız ya da başka hayatlar hakkında nasıl sınırsız söz hakkımız olsun?

Ya da şöyle sorayım, buna değer mi?

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook