Bir Lahmacunlar ve Otobüsler Güzeldir Yazısı

fosyoloji tarafından tarihinde yayınlandı

A şehrinden B şehrine giderken bir şehirler arası otobüste gece vakti oldu ne olduysa. B şehrine varmaya çok az kalmış, herkes uzun yolculuktan yorulmuş, son saatini de uykunun sarhoşluğunda geçirmeye çalışıyordu.

Ben de çok susadığım için mi bilmiyorum yoksa bedava diye mi emin değilim suya verdikçe vermişim kendimi. Arada kalkıp kendim alıyorum, öz güven zirvelerde yerime geçiyorum “işte ben suyu bile böyle kendim alırım” havalarının biri bin para. 

Dağlardan geçiyoruz, yollar hep dönmeli çıkmalı inmeli. Midem de boş acıkırsam yerim diye yanıma aldığım lahmacunlar iki kat kokmasın diye sardığım poşette artık kendini kapuska zannetmeye başlamış, öyle bir koku. Canım istemedi yemedim ben de, kalınca öyle oldu. Boş mideye dayadım suyu, dayadım kahveyi sonra bana bir şeyler olmaya başladı. Dağlardan otobüs döndükçe benim midem de sırtımdan dönüp bir tur yerine oturuyordu.

Herkes uyuyor, çıt ses yok zifiri karanlık bir ben uyanığım ellerim semada “ey rabbülalemin ey lahmacunu yaratan rabbim şu yol bitsin” artık diye dua ederken baktım olacak gibi değil iki kat sardığım lahmacun poşetini hızla yırtarak açmaya başladım.

Tam açtım içine kusacam yetiştiremedim, yarısını içine yarısını da fışkırtmak suretiyle ön koltuğa doğru kustum. Evet ne var insanlık hali. 
Tabi midede sadece su olduğu için çıkanın hepsi suydu. Tam iyi herkes uyuyor rezil olmadım diye düşünüp etrafı temizlerken önden bir çığlık koptu:
 “üstüme bir şey döküldüüü” 

Yuh dedim şimdi bittin kızım sen rezil oldun bir otobüs ağzı fesleğen kokmayan insana. Hadi bakalım çık işin içinden. 

Muavinde aslanım uyumuş, kadın çığlık çığlığa lambaları bile açmıyorlar. “Ay üstüme bişey geldi ay üstüme bişey geldi” diyor başka bir şey demiyor. Biri lambayı yaktı, muavin hala ortada yok. Herkes uyandı kadın bağırınca. Önden bir adam en sonunda “yeter be abla otobüste üstüne ne gelecek yeter ya” dedi. 
Bende ses yok. İdamını bekleyen maktül gibi sıramı bekliyorum. Biri oradan çıkacak “durun ben doktorum pardon ben şahidim şu kadın işte gördüğünüz şu iğrenç mahluk zavallı kadının üstüne kustu” diyecek diye bekliyorum. 

Ne kadar geç ortaya çıksa o kadar iyi modundayım. Koltukta iyice büzülmüş sessiz sedasız karmaşayı izliyorum. 

“Hayır durun kara murat benim” desem hem rezil olacağım hem de bu şirret kadın saçımı elime verir de gecenin bir vakti otobüsten atar. Tırsıyorum da… 
Önlerden saçlarına yeni balyaj yaptırmış kırk yaş olgunluğu üzerinde bir abla çıktı geldi olay yeri incelemesine. Kadını sakinleştirmeye çalışırken kadının üstüne gelen kusmuğuma parmağını sürdü yavaşça ağzına götürdü “su bu yaa su” dedi. 

Evet ben de diyorum o su. Ama keşke tadına bakmasaydın be abla şimdi asla kara murat olamam. Bir de bu döver beni kusmuk yedirdim diye. 
Şoför otobüsü çekti kenara kalktı geldi, muavin han hazretleri de lütfetti. “Ne oldu abla hayırdır” dedi. Kadın tiz sesi ile “yukarıya biri sulu yemek koymuş fren yapınca galiba üstüme döküldü” dedi yarı ağlamaklı. 

Da daaaam! 

İşte kurtuluş dilekçem. Tabi ya hangi hadsiz sulu yemek koydu yukarıya yazıklar olsun bu millet akıllanmaz. 

Sindiğim yerden hafif doğruldum. “Bir peçete bile gelip vermiyorsunuz nasıl otobüs bu, muavini çağırıyorum kaç zaman oldu gelmiyor delirttiniz beni” dedi. 
Az önce benim de kullandığım ıslak mendil paketini çıkarıp uzattım ablaya. “Al abla al ben de pişman oldum zaten” dedim. 

“Hay Allah razı olsun ya” dedi. “Bir saattir kimse de çıkıp da bir peçete vermiyor üstümü sileyim ne bu ya” diye söylenmeye devam etti. 

“Zaten sen üstüne bir şey gelmesine değil muavinin gelmemesine sinirlendin değil mi ablacım” dedim. “Vallahi öyle bu nasıl şirket anlamadım ki” dedi. 
Cık cık cık diyerek salladım başımı. 

Baktılar yukarı da sulu yemek falan yok. Onlar ararken ben ineceğim yere varmıştım. Islak mendil paketini de “al al senin olsun ablam ne demek” diye kadının minnet dolu bakışları arasında indim otobüsten. 


Şimdi ben bunları neden anlattım. 


1- Bu hayatta hiç bir şey göründüğü gibi değildir.

2- Zor durumda kalan ve korkan herkes hata yapmaya müsait zemindedir. 

3- İnsanlar ben dahil bencildir, önce kendini düşünür. 

4- Bir olayı birinden dinlerken orada olup olmadığından emin olun. Gördüğünü mü, duyduğunu mu yoksa yaşadığını mı anlatıyor. Kanaat sahibi olmak için tek bir kişiden dinlemek yeterli değildir. 

5- Bu olayı ben değil kadın anlatsa size muhtemelen şuan bana değil otobüs firmasına sövüyor olacaktınız. Beni de minnetle anacaktınız. Tüm yönlerine hakim olmadığınız bir konu hakkında kesin yargılar vermeyin. 

6- Otobüste çok su içmeyin. 

7- Lahmacunlar güzeldir. 

8- Bilmediğiniz şeylerin tadına bakmayın.

Ezgi Akgül

Bir başka algı yazısı için “Algı Tecavüzüne Uğruyoruz” yazısına da göz atabilirsiniz.

Kategoriler: bi HAKİKAT söyle

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir