Mutluluğun Sırrı: Bekleme!

Yıllardır düğünlere giderim, gelin damat görürüm. Hepsi birbirine benziyor ama hemen hemen hepsi diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyor. Ufacık detaylara binlerce para veriliyor. Oysa o detayları düğüne davetli kimse fark etmiyor, etse bile düğünden ayrıldığı zaman aklında kalan tek şey erik dalının gerçekten gevrek olup olmadığı sorunsalı. Demek ki mutluluğun sırrı erik dalında gizli değil.

Yıllardır yeni gelin evi ziyaret ederim. Hemen hemen hepsi düzdüğü evin kimsede olmadığını düşünüyor. Hemen hemen hepsinde aynı çiçekli yastıklar farklı yerlere konulmuş oluyor. Çok severek aldığı avizeye övgü bekliyor aynı hisleri yaşadığını görmek için gözünün içine bakıyor. Oysa evden ayrılanların aklında kalan tek şey ev sahibinin yüzünün gülüp gülmediği sorunsalı oluyor. Demek ki mutluluğun sırrı avize taşında da değil.

Yıllardır bebek görmeye giderim hemen hemen tüm bebekler buruşuk ve yeni doğduğu için çok çirkin oluyor. Oysa hemen hemen hepsi doğurduğu çocuğun dünyaya gelen en harika bebek olduğunu düşünüyor. Arada “şiş şimdi şişi inse güzel aslında” diye zihninizi yönlendirmeye çalışıyor. Oysa evden ayrılanların aklında kalan tek şey bebeğin emip emmediği sorunsalı oluyor (toplum olarak böyle bir derdimiz var bizeneyse)

Yıllardır arkadaşlarımın aşk acılarını dinlerim. Hemen hemen hepsi “senden daha özel biri yok bu dünyada, sen bu dünyada gördüğüm en güzel kadınsın dedi Ezgiii!” diye hafif böğürtülü ağlama ile anlattı yaşadıklarını. Oysa terk eden taraflar muhtemelen kapıdan çıktığı anda “dünyanın en özel” başka insanlarını bulmuş oluyorlardı. Demek ki mutluluğun sırrı özel olmak da değil.


Mutluluğun Sırrı Neden Beklentiden Vazgeçmekte Yatıyor?


Dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü zannettiğimiz zaman ufkumuz daralıyor. Herkes bizim baktığımız pencereden hayata bakıyor, aynı zevki alıyor ya da aynı acıyı yaşıyor zannediyoruz.

O gelinlik herkese çok farklı geliyor ya da o bebek herkesin gözüne bize geldiği kadar tatlı geliyor gibi hissediyoruz. Bazen gerçekten dünyadaki en özel insan olduğumuza ciddi ciddi inanıyoruz. Yaşadığımız hayal kırıklıklarının altında bu beklentiye girme hali yatıyor bana göre.

Beklemediğin kadar mutlu, görmediğin kadar huzurlusun artık. Bekleme hali insanda derin bir huzursuzluk yanında aynı zamanda derin bir hüzün de yaratıyor.

Ezgi Akgül



One Comment

  • Bence mutluluğun sırrı dengeyi bulabilmekte: Beklentilerin olmalı ama abartmamak şartıyla. Hiç beklentin olmadan biraz yalnız hissetme olasılığı da var.
    Bir kadın, doğurduğu çocuğun en özel olduğunu düşünmekte haklı bence, çünkü o bebeği o kadın doğuruyor 🙂 Belki daha güzel, daha zeki, daha mutlu bebekler de var dünyada ama diğer bebekler başka annelerden çıktı. Adeta “kendi” yaptığı bir canlının özel olduğunu düşünmekten doğal birşey yok.
    Kendi evinin özel olduğunu düüşünmek de yanlış olmamalı, çünkü o ev ona ait. Başka insanların evleri daha geniş, daha ferah, daha düzenli, daha bilmemne olabilir ama o ev başkalarına ait 🙂
    Diğer yandan dünyanın en özel insanı olduğunu düşünmek sonradan mutsuzluğa itecektir, buna katılıyorum.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir