Nene Hatun Mu Şehriyesu Mu?

Ezan bitiminde “Düşman askeri Aziziye Tabyasını ele geçirmişti. Dinini ve milletini seven, namazdan sonra caminin önünde toplasın” dedi köyün imam.

Çağrıyı duyar duymaz önce bebeğini emzirdi, kalktı odunluğa gitti. Duvarda asılı olan baltayı alıp son defa arkasına bile bakmadan kalabalığın toplandığı meydana doğru koştu.

Gün Hazreti Hamzaların, Sümeyyelerin, Nesibelerin kervanına katılma günüydü. Gün, kaybedilen kol ve bacaklara inat, Hazreti Cafer gibi gökler ötesi alemlere kanatlanıp uçma günüydü.

Göğüs göğüse çarpıştı Erzurum halkı. Kuşluk vaktine doğru geri alındı Aziziye tabyası. Savaş sonrası yaralılar arasında oda vardı. Ve adı Kahramanlar arasında hep anılmaya devam etti.

Adı NENE HATUN’du…


Mevsim kıştı.
Yaşamanın “dayanmak” olduğu günlerdi aslında. Dayanabildiğin kadar yaşar yaşayabildiğin kadar dayanman gerekirdi o zamanlar.

Kocası Binbaşı Ezdeşin Bey, Sarıkamış’ta şehit olmuştu. Kardeşi Mehmet Çavuş ile Can bölgesinde 150 kişilik bir çete kurdu o dönem. Çetesini Davulcular bölgesinde emin bir yere yerleştirdi. Civar köylerin ileri gelenlerini, imam ve muhtarlarını ormana çağırdı. Onlara: “Ermeni jandarmalarının sizden her ay aldığı iki yüz lirayı bundan sonra vermeyeceksiniz. Sizin ırzınızı, malınızı ben bekleyeceğim.” dedi.

Çeteye silah lazımdı. Köylü kadın kılığında Ankara’ya gitti. Silah ve mermileri köye sokarken kontrolde yakalandı.

Yunanlılar bu kadındır demedi. Acının isyanın eşiğine geldiği anlar oldu. Direndi, direnmek için zorladı kendisini. Başından aşağı sular döküp ayılınca yeniden işkence ediyorlardı. Kırbaçladılar, yetmedi dişlerini söktüler. Boynuna ip takıp sokak sokak gezdirdiler. 19. günün sonunda ağzından tek kelime laf alamayınca saldılar. Düşman kovulduktan sonra kendisine maaş bağlanmak istenmişti. Reddetti, verilen parayı hayır kurumuna bağışladı.
Adı KARA FATMA’ydı…


Nene Hatun Mu Şehriyesu Mu Olmak Lazım?


Bu milletin Gördesli Makbule hanımları, Senem Ayşeleri, Hatice kadınları bitmez…

Ancak, Whatsapp’ta sevgilisi online oldu ama kendisine cevap vermedi diye hayatı kayan Pelinsuları gördükçe, kuaför istediği gibi saçını kesmedi diye hayatı kayan Şehriyesulara şahit oldukça çıldırıyorum.

Gidip o at kuyruğundan tutup “naaaabıyon sen Allah Muhammed aşkına naaabıyon” diye savurasım geliyor.

10 dk “rimel nasıl sürülür” videosu izleyip üç satır kitap oku dediğinde “vaktim yok kanka yeaa” diyen hemcinslerimin ağzına kürekle vurmak istiyorum…

Üslubu kahvede ki Haydar amca ile yarışan, ama kendini kadının hası gören çakma İbrahim dayılara bir şey demeye de korkuyor insan…

Ezgi AKGÜL


“Kadınlar Neden Makyaj Yapar” yazısına da göz atabilirsiniz.

Nene Hatun Mu Şehriyesu Mu?” için bir görüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön