Öldükten sonra ne oluyor bize sahi?

Düşünsenize, öldükten sonraki ilk yarım saat içinde kaslar kendini bırakıyor. Göz açık, ağız açık kalıyor. Muhtemelen tuvalet ihtiyacınız varken öldüyseniz üstünüz başınız çiş olmuş olarak buluyorlar sizi.

Kan akışı durduğu için vücut 10 saat içinde kaskatı kesiliyor. Savaş sırasında ölenlerin vücutları daha çabuk katılaşıyor mesela. Hareket halinde oldukları için ve öldükten sonra devam eden her saat başı bir derece soğuyorsunuz.

24 saat sonra beden çürümeye başlıyor dünyada gördüklerine dayanamayan göz herhalde “artık salın da bi gideyim ben” der gibi ilk çürümeye başlayan organ, ama dünyaya âb-ı hayat veren kadın rahmi, hâlâ tutunurcasına insanlıktan umudunu kesmiyor ve en son çürüyen organ oluyor.

Mide ve bağırsaklar da ilk çürüyen organlardan. Dünyanın tüm çerini çöpünü yıllarca taşıyınca onlar da “kaçan kurtuluyor” mantığı ile sanırım bi salıveriyorlar kendilerini. Bakteriler organları sarınca mide ve bağırsaklar da gaz birikiyor, karın şişiyor, takriben 15.günü civarında “rahmetlinin mezarından ses geliyordu” diyorlar sizin için. Karnınız toprak üstünden duyulacak kadar şiddetli bir ses ile patlıyor.

40. gününüzde kaslar etten sıyrılmaya başlıyor. Saçma bir inanış ama kaslar sıyrılırken ceset acı çekmesin diye o gün yemek veriliyor, adına hayırlar yapılıyor. Vücut çürürken tam bir takım çalışması yapılıyor. Bakteriler içten yok ederken, dışarıdan da et sineği göze ve buruna larva bırakıyor. Bu sinekler yiyecekleri bitene kadar burada kalıyor ve ölüyor. Daha sonra ölen bu sinekleri yemek için başka böcekler geliyor. Geriye kemikler kalana kadar bu istila devam ediyor. Yaklaşık bir yıl sonra iskelet olarak kalıyoruz.

Kısacası “Entropi Kanunu” haklı çıkıyor.

Öldükten sonra ne oluyor sorusunun cevabı madden bunlar, ya manen olanlar?

Ve biz bunu biliyor olmamıza rağmen saçma salak şeyler ile hayatı kendimize dert ediyoruz. Bunca savaşı, bunca kavgayı, bunca istilayı, bunca gözyaşını akıbetimiz olan bu son için yaptığımızı düşününce, gerçekten ne kadar aptal olduğumuzu yeniden anlıyorum.

Et sineklerinin bir yıl içinde tüketeceği bir bedeni “bebeksi” tutabilmek adına kozmetiklere verilen paraları düşündüğü zaman da insan, nasıl bir ziyan içinde olduğunu daha net görüyor.

Bir midenin akıbetinin patlamak olduğu dünyada, bir mideyi doldurmak için atom bombaları patlatan insan nefsi nasıl ziyanda olmaz gerçi…

Zulmün karşısında kaskatı kesilemeyen “benim zulüm edicim hepinizi döver” kafasında yaşayıp ölen insanoğlu bedeninin ilk refleksi, kaskatı olmak.

Gerçekten ibret verici.

  • Öldükten sonra ne oluyor yazısını tamamlaması açısından “Şu Ölüm Ne Tuhaf” yazısını da okuyabilirsiniz.
  • Ve yine Çaresizlik Nedir? yazısı öldükten sonra ne oluyor sorusu ile beraber okunduğu zaman anlam kazanabilir.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook

Öldükten Sonra Ne Oluyor?

Öldükten Sonra Ne Oluyor?” üzerine bir düşünce

  • Haziran 15, 2019, 1:15 am
    Kalıcı bağlantı

    Gerçekten ibret verici. İnsanoğlunun nefsi doyumsuz ve dunyayi yutacak kadar genis. Rabbim nefsimize hakim olmayi nasip etsin inşallah.

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

slotbar güncel giriş -

asyabahis yeni giriş

- casinoslot - Goldenbahis yeni giriş -
Baymavi
%d blogcu bunu beğendi: