Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler / Halil İnalcık

Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler / Halil İnalcık
Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler / Halil İnalcık

Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Halil İnalcık Hoca’nın en zevk alarak okuduğum kitaplarından birisi. Toplam 18 ayrı makalesinin kitaplaştırıldığı bu eser doğru bildiğimiz çoğu yanlış ile yüzleştiriyor bizi. 
Anadolunun Türkleşme sürecinden başlayarak, Avrupa’da yayılan protestanlığa Osmanlı’nın etkilerine kadar 18 bölümden oluşuyor. Ve her bölüm ayrı doyuruculuğa sahip.

Ömrünü Osmanlı tarihine adayan Halil İnalcık, kimsenin yapmadığı bir şeyi yapıp, Osmanlı kuruluş dönemindeki savaşların yerlerini belgeler ışığında tespit ederek, Türk tarihinin karanlıkta kalmış bu dönemini aydınlatıyor.

Ertuğrul Gazi’den tutun, İstanbul’un fethine, Kösem Sultanla başlayan kadınlar hanedanlığına ve Genç Osman’ın katli gibi bir çok önemli konuya yer veriyor.

Akademik tarihi çağdaş bir üslup ve akıcı bir dille kaleme alarak tarihe ilgi duyan herkesin okuyup anlayabileceği bir eser sunuyor İnalcık bize. Belgelerin orijinallerine yer veren hem Osmanlıca hallerini hem günümüz Türkçesine uygun yorumlamalarını içeren eser bu anlamda oldukça kıymetli.

Daha önce duymadığınız bir çok bilgiye kaynağından ve doğru bir şekilde ulaşabilmek ve Osmanlı’yı ustasından öğrenmek için okuyun bence.

Kitabın eleştirdiğim tek noktası biraz akademik kalmış. Osmanlıca kelimeler olduğu gibi çevrilmiş bazı yerlerde neredeyse hiç açıklama getirmemiş, o da insanı okurken yoruyor.

Kitap belirli konular hakkındaki anlatımların doğruluğunu ve yorumunu ele almış. Anlatılanlara tam manasıyla hâkim olabilmek için konular hakkında bir temelin bulunması gerekiyor bana göre. Gündelik tartışmalardaki klişeleşmiş olaylardan farklı konuları ele aldığı için, içindekiler kısmına bakmadan ve incelenen konular hakkında bir temel oluşturmadan okumanın pek yararlı olacağını düşünmüyorum.

Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler Kitabında En Beğendiğim Yerler

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fetihle kalmadı. Türk Hakan ve İslami Sultan ünvanlarından sonra “Kayser–i Rum” sıfatıyla Tuna ile Fırat arasında, İstanbul ve Boğazlar ekseninde eski mutlak merkeziyetçi Doğu Roma İmparatorluğu’nu ihya etti. Doğu Roma’nın köylü raiyyet (vergi veren köylü) statüsünü, vergi kanunlarını “Raiyyet Kanunnamesi” ile ve Osmanlı–Türk devlet nizamını “Fatih Kanunnamesi” ile düzenledi, Osmanlı İmparatorluk düzeni yüzyılar boyunca bu temel üzerinde ayakta kaldı. Osmanlı İmparatorluğu’nun her bakımdan gerçek kurucusu İstanbul Fatihi Sultan Mehmed’dir.

Kosova Savaşı Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’de kuruluşunu mühürleyen kesin bir savaştır.

Rumeli’de müslüman olma, Türk olma anlamına geliyordu.

Osmanlı arşivleri bir dünya imparatorluğunun arşividir. Dünyanın en büyük ve en önemli arşivlerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğunun bıraktığı arşiv vesikalarının 150 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Çaka, yerli Rum ustalarını kullanarak 40 parçalık bir donanma yaptı. Sonraları, 14. yy ilk yarısında Umur Bey’in donanmasında gördüğümüz gibi gemilerdeki kaptan ve adamları Rumlardan oluşup savaşçılar ise Türkmenlerdi.

Almanyada ‘Türk korkusu’ bir gerçekti. Bir Osmanlı istilası yakın bir tehlike olarak hissediliyordu. Öyle ki tehlikeye karşı Türk çanı ve Türk vergisi ihdas olundu. İlk gazete Newe Zeitung 1502’de Türklere ait haberler için çıktı.

Baştan aşağı tarih, insanoğlunun bir dramıdır.

Bir başka kitap incelemesi “Freud Bu İşe Ne Derdi?” için BURAYA bakabilirsiniz.

Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook