Gül Yetiştiren Adam – Rasim Özdenören

Gül Yetiştiren Adam – Rasim Özdenören

Kitabın öncelikle Rasim Özdenören’in yazdığı ilk ve tek roman olduğunu belirterek başlayalım. Başlarda karışık gelen fakat sonunda içimi burkan “ah be” dedirten bir roman oldu benim için Gül Yetiştiren Adam kitabı. İçinde iki farklı hikaye anlatılıyor. Biri gül yetiştiren adamın hikayesi. 50 yıldır evinden çıkmayan bir adam o. Diğeri ise Sitare ve onu sevdiğini sanan adam arasında geçiyor. Rasim Özdenören Gül Yetiştiren Adam kitabında adamın kafa karışıklığını romanın sonuna kadar öyle güzel kurgulamış ki, insan hayret ediyor sonuna geldiği zaman.

İnsanların sahtekarlıkları ve hayatı yaşanmaz kılmaları, iki yüzlülükleri ile ilgili müthiş konuşmalar geçiyor. “İşte benim dediğim buydu”, “ben bundan yakınıyorum” diyor insan o satırları okudukça.

Eser aynı zamanda metropollerde sabahlara kadar sönmeyen ışıklar, bankalar ve otellerin hızla her caddeyi istila etmesinin ardından doğu ve batı arasında sıkışmış adeta prangalanmış olan zihinleri gözler önüne seriyor.

Modernitenin kıskacına sıkışmış insanların iç hallerini bize gösteriyor; harcıyorlar, oynuyorlar, geziyorlar fakat doyuma bir türlü ulaşamıyorlar,bir türlü mutmain olamıyorlar.

Rasim Özdenören – Gül Yetiştiren Adam Kitabında Beni En Çok Etkileyen Satırlar


“Hep yalana inanmaya alışmış olanlar doğruya inanmakta güçlük çeker.”

“Beklemek çok korkunçtur, usul usul geleceğini bilerek ama ne zaman ölüm meleğinin kanadını açıp kendisini kapacağı anı bilmeden, bu meçhul anı bilmeden beklemek korkunçtur…”

“Gizlice ben umuda kapılmışım. Kendim bile farkına varmadan.”

“Birbirimize nasıl bakacağımızı bilmediğimiz için. Hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de, başkalarını da. Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı… bundan dağılıyoruz.”

“Aslında kimse düşüncelerini yaşamıyor, içinde bulunduğu bir hali sürdürmek ya da o halden kaçmak, çekip gitmek için can atıyor…”

“Sanıldığı kadar kimse dayanıklı değildir gerçekler karşısında.”

“Nedensiz, tuhaf bir sıkıntı, tuhaf bir yalnızlık içinde duyumsuyordum kendimi. Belki de birdenbire başladı. Ya da öteden beri vardı da böyle bir şey içimde, birdenbire ortaya çıkıverdi.”

“Ve susuyordu adil dememek için zalime.”

“Hani bazı filmlerde olur adam masumdur ama bunu yalnızca seyirci bilir, asıl bilmesi gereken bilmez bütün hayatım boyunca böyle bir durumda yaşadım ben.”

Bir başka tavsiye ettiğim kitap “Ahmet Hamdi Tanpınar: Saatleri Ayarlama Enstitüsü” yazısına da göz atabilirsiniz.

Ezgi Akgül



Etiketler